13 Eylül 2018 Perşembe

Yakın Tarihin Gerçekleri - İlber Ortaylı



Dinler tarihiyle ilgilenirken Ortadoğu girdaplarında yüzmek kaçınılmaz. Binlerce yıllık geçmişten günümüze doğru yol alırken ister istemez, Ortadoğu'daki Osmanlı İmparatorluğu'na takılıyorsunuz. Bu dönemde Araplar, geçmişte Araplar derken biraz kuzeye doğru kaydığınızda Anadolu. Adım adım gezmeye çalıştığınız toprakların, aynı imparatorluk çatısı altında pek de merak etmediğiniz bölgelerle birbirini nasıl etkilediğini öğreniyorsunuz. Hal böyle olduğunda Balkanlar, Anadolu, Ortadoğu, Avrupa, Asya birbirlerine etkileri bakımından bir bütün. İlber Hoca'yla Yakın Tarihin Gerçekleri'ne bakarken öğrendiğiniz konulardan en önemlisi belki de bu.  Orta Asya'dan İran'a, Anadolu'ya Balkanlar Avrupa'ya uzanan Türklerin yanında diğerlerini anlamaya çalışmak da başka macera...

11 Eylül 2018 Salı

Dublinliler - James Joyce



Koşturup duran çocuk sesleri, adımlarına karışan rüzgarın uğultusu, yaprak hışırtıları... Uzak bir diyardan, başka bir yüzyıldan insanlara dair hikayeler... Yalnızlar, çaresizler, sarhoşlar, iyileştirmeye çalışanlar, sömürülenler... Kaybetmek alın yazısı gibi, hepsinin yanı başında... Bir son yazmaya bile gerek görülmeyen, sokaklarda, evlerde, tren raylarında geçenler.. Birinden diğerine doğru adım adım ilerliyor kadın, yüzüne çarpan rüzgar, avamdan çocukların neşeli sesleri çevresinde, yüzü ağaçların ardındaki denize dönmüş... Aradan geçen bir yüzyılda değişenler... Kaybetmek kader mi diye tekrar ediyor, yüzünü neşeli çığlıklarıyla koşturan çocuklara dönmüş... Kaybetmek kader  mi?

10 Eylül 2018 Pazartesi

Kurşun Kalem Cinayetleri - Mustafa İzzet Akar



Nuri Bilge Ceylan'ın son filmindeki taşralı entelektüel  gencin, yazarla buluşma anı aklımda. Kahve alırken göz göze gelmiştik, nasıl hatırlamazsınız misali serzenişi... Adamcağıza kabus gibi yüklenip, en sonunda kitabımı okuyup, fikrinizi söyleyin demesi!

8 Ağustos 2018 Çarşamba

Trajik Nüans - Ahmet Tulgar



Uzun otobüs yolculukları yaptığım dönemlerde dinlediğim insanlar, paylaşmak, konuşmak, anlatmak ihtiyacıyla geçen o uzun saatler... Yüzlerini bile hatırlamadıklarım ve anlattıkları...  Sanırım o zamanlardan kaldı, "her insanın bir hikayesi vardır düşüncesi". Trajik Nüans'ın, ilk hikayesiyle o günlere geri döndüm. Görünüşlerinden sonra, öğrendiklerimle farklılaşan insanlar, çoğalan, eksilen, acıtan, sevindiren hikayeler...

5 Ağustos 2018 Pazar

FAHRENHEIT 451 - RAY BRADBURY



The Book Shop, küçük bir kasabada açılan kitapçı ve sahibesinin başına gelenlere dairdi. Dükkanı başka bir amaçla kullanmak isteyen yörenin güçlü ismi, bir asil, yeni çıkan Lolita'yı satıp satmama kararı, Fahrenheit 451'le ilgili yorum derken o döneme dair filmlerde alışılagelenin  tersi bir son! Bu satırları yazarken Fahrenheit'la konusunun olmasa bile duygusunun bir şekilde benzeştiğini belki de bu yüzden bu kitabın filmde önemli bir yer kapladığını düşündüm.

31 Temmuz 2018 Salı

Tanios Kayası - Amin Maalouf



Ondokuzuncu yüzyılda, okul açan bir İngiliz papazın, iki katolik öğrenci alması ya da iki katolik öğrencinin okuluna kaydolması için ailelerini ikna etmesi ne kadar önemli olabilir? Bu öğrenciler ve tabiatları, İngiltere'den Fransa'ya nasıl bu kadar iyi bilinebilir? Bu bizim gibi günübirlik yaşayan ülkelerin anlayabileceği bir şey değil belki de!

21 Temmuz 2018 Cumartesi

Prens - Machiavelli




Amaca giden her yol mübah mıydı sahi? İlk gençlik yıllarında bu soruyu sormuştum evet, Machiavelli aracılığıyla... Üstünde durmamış, unutmuştum bir nevi. Öyle ya ahlak, vicdan, etik, terbiye, bilgi ne bileyim bir dolu kelimeyle tanımlanan insan halleri vardı, engelleyen, engelleyecek olan ve (çoğu zaman) engellemiş olan! Son yıllardaysa en çok düşündüklerimden amaca giden yollar mevzusu! Prens'i okumadan olur muydu öyleyse?

11 Temmuz 2018 Çarşamba

Yolların Başlangıcı - Amin Maalouf




"Semerkand'ı okuyorum bugünlerde" cümlesi aklıma kazınmış, yazarın peşine düşürmüştü o zamanlar. Hele de söyleyen okumalarına güvendiğim biriyse mutlaka göz atmalıydım. Şimdilerde kitaplarını daha farklı bir gözle okuduğum, Amin Maalouf'un o zamanlar hikayelerini sevmiş olmalıyım. Oysa yaş aldıkça değişen farkındalıklarım, dünya düzeni, iç hesaplaşmalarım çok daha farklı okumalara, anlamaya çalışarak yol almaya yöneltti beni.

29 Haziran 2018 Cuma

Patasana - Ahmet Ümit



Tom Hanks'ın eşinin büyükninesi, Türkler için, bizi evimizden attılar yorumunu yaptmıştı yanlış hatırlamıyorsam. Çok şaşırmıştım. Böyle durumlarda o zaman biz neden Kurtuluş Savaşı gibi acılarla dolu bir mücadeleyi vermek zorunda kaldık, dedelerimiz onca çileyi, sefaleti, kaybı neden yaşadılar diye sormadan edemiyorum.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...