kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2020 Çarşamba

Evvel Zaman İçinde Mezopotamya - Jean Bottero- Marie Josep Steve



Dinler tarihi ister istemez Ortadoğu'ya, Mezopotamya'ya doğru sürüklerken bir girdaba çekiliyormuş hissiyle devam ettiğimi söylüyorum her seferinde. Adına vurulup aldığım kitabın başı Persepolis'le -İran'la- başladığı için bir hoppalaaa geçti içimden.

16 Ocak 2020 Perşembe

İbrahim Peygamber - Muazzez İlmiye Çığ


İsmail, Hz İbrahim'in oğlu ve Arapların atası olarak kabul ediliyor. Kabe'yi inşa eden kişi. İsmail'in Arabistan'da olmasıysa ayrı bir konu. İbrahim'in ilk karısı Sara'nın çocuğu olmayınca Mısırlı cariye Hacer'den İsmail isminde bir çocuğu oluyor. Sonrasında Hacer böbürlendiği için, İshak'ın doğumunda alaylı gülen oğlu İsmail'le birlikte evde istenmediği için baba İbrahim tarafından çöle götürülüp bırakılıyor. Yani aslında terkedilen ve o döneme göre hiç bir hakkı olmayan çocuk. Tevrat'a göre Mısır'da sürdürmüş kalan yaşamını. Kuran'a göreyse Arabistan'da... Kabe'yi babasıyla yapmış. Ama bu babasının onu ve annesini çölde bırakıp gittiği konusunu değiştirmiyor. Müslümanların inancına göre namaz kılabilmeleri ve soyunun 12 koldan büyümesi için çöle getiriliyor...

6 Ocak 2020 Pazartesi

Renksiz Tsukuru Tazaki'nin HAc Yılları - Haruki Murakami


Karmakarışık aklını odaklayıp, sakinleştirmek istiyorsun. Bu sefer bir kuyuda oturup düşünmek değil de sert dalgaları izlerken üşümek gibi daha çok istediğin... Dünya halinden bir anlığına silkelenmek ya da... Bir Murakami romanı yapabilir bunu. Tam bir yıl önce başlayan hastane maratonundaki gibi sarıp sarmalanır, birlikte karşılarsın şifayı kim bilir... Şükürlerle gelecek iyileşme bu kez ruhuna olur, yüreğini toparlar. Evet tam olarak istediğin bu.

6 Aralık 2019 Cuma

Son Kız - Nadia Murad


"Büyüleyici"... Kitap için yapılan yorumlardan biriydi arka kapakta. "Büyüleyici" olanı sordum ister istemez kendime. Bir kadın ve insan olarak yaşadığın aşağılanma ve en ağır tecavüzlerin yarattığı ömür boyu sürecek travmanın nesi "büyüleyici"ydi? Tekrar soruyorum. Şansın yardım ettiği için o cehennemden kurtulmuş olmak mı? Büyük kısmı öldürülen ailenin, akrabalarının ardında kalmış olacak kadar şanslı olmak! Bunca acıdan sonra normal bir hayat kurmaya çalışmak...  

21 Kasım 2019 Perşembe

Tohum ve Gıdanın Geleceği Üzerine Manifestolar - Editör : Vandana Shiva


İndirim ya da kampanya yapan doktor, tercih nedeni olabilir mi sizin için? Ya da içme suyunu ayrıca alırken musluktan akan suyun, sebze, meyvedeki tüm o ilaç kalıntılarını gidereceğine inanıyor musunuz gerçekten? Peki yediklerimizin sağlığımız üzerindeki etkisi böylesine belirginken neden seçici değiliz? Ya da yanı başımızda sağlıklı yiyecekler varken dünyanın bir yanından sağlıksız koşullarla gelen seri üretim sebze, meyveleri alma hevesimiz neden?

20 Kasım 2019 Çarşamba

Uygarlıkların Batışı - Amin Maalouf



"Ölmekte olan bir uygarlığın kucağında sağlıklı bir bebek olarak doğdum ve ömrüm boyunca etrafımda onca şey harap olup giderken övünecek bir şey yapmadım, suçluluk da hissetmeden, hayatta kalma duygusuyla yaşadım; geçtikleri sokaklarda bütün duvarlar yıkılırken yine de sağ salim kurtulan ve sonra, arkada bıraktıkları koca kent bir moloz yığınından ibaret kalmışken, giysilerinden tozları silkeleyen film kahramanları gibiydim..."


Bir kitabın ilk satırlarından... 

13 Kasım 2019 Çarşamba

25 Ekim 2019 Cuma

Bir Ömür Nasıl Yaşanır? - İlber Ortaylı




Girdiğim bir kitapçıda, öğretmen olduğunu tahmin ettiğim bir gurup orta yaşlı adam İlber Ortaylı'nın ailesinden gelen şansından bahsediyordu. "Sadece bu mu!" diye geçirdim içimden... Erken yaşta yurtdışına gitmek ya da iyi bir eğitim almak çok büyük şans gerçekten. Bunlarla yetinerek, iyi bir iş bulup kendine iyi bir hayat kurmak doğal sonuç.

13 Ekim 2019 Pazar

Sabır Taşı - Atiq Rahimi




Gözümün önünde bir oda; kuşların uçuştuğu sarı, mavi perdesi , duvarda asılı portre ve hançer... Yerde bir adam yatıyor, tepki vermeden, öylece...  Seng-u sabır, sabır taşı diyor kadın sonunda kocasına...  Odaya girip çıkıyor, dualar okuyor, isyan ediyor, sırlarını anlatıyor sabır taşına...

3 Eylül 2019 Salı

Kadın ve Din



İlk kötülüğün ağırlığı yüklenir kadına sonra. Öyle ya elma yenmiş, ilk günah işlenmiştir. Kadın kirlenmiştir bir kez. Kendiyle birlikte erkeği de sürüklemiştir ya artık doğrulamaz. Kapanır kapalı kapıların ardına, saklanır erkeğin arkasına. O kadar bastırılır ki düşünmeye bile cesaret edemez, anlayamaz olur dünyayı. Öyle ya kolayca kandırılmış, duygularına yenik düşmüştür. Ana olarak kutsaldır o kadar. Haddini bilecektir artık kadın. Ötesi boşuna...

16 Ağustos 2019 Cuma

Avrupa Ne İstiyor - Srecko Horvat - Slavoj Zizek




Dinler Tarihi'yle ilgiliyseniz Ortadoğu bir mıknatıs gibi etkisi altına alıverir ya sizi. Mecburi istikamet Mısır'a doğru yol almaya çalışırken, Orta Asya, Hindistan, Çin, İran karşınıza dikiliverir. Hep doğuya doğru olur yönünüz. Güneşin doğuşunu yakalamaya çalışmak gibi... Yanı başınızda olanlara yani tam aksi yöne bakmayı unutursunuz ya da hiç ilginizi çekmemiştir bugüne kadar Batı. 'Siz kaos insanı mısınız, ruhunuz rutinlerin, dinginliğin insanıyken, aklınız karmakarışıkken...' Arkanıza dönersiniz birden. İndirimdeki bir kitapla üstelik... "Avrupa Ne mi İstiyor, Zizek mi,  hem de bu kadar ucuzken, okurum canım bir ara!"

4 Ağustos 2019 Pazar

Bir Yaz Akşamı On Buçukta -Marguerite Duras


Yazın ortasında şiddetli rüzgarla başlayan yağmurun sesi, içimde bir yerlerde konuşan kadının sesine eşlik etti. Tıpkı Madrid'e gitmeye çalışırken fırtınada mahsur kalmak, içkinin verdiği uyuşukluğa rağmen her şeyin farkında olmak gibi dinledim yağmur sesiyle gelenleri... "Kırmızı Pazartesi" değildi o gün. Okuduktan bir süre sonra yazmak isteyince konular, kitaplar, karakterler karışır ya bazen... İçten içe herkesin haklı bulduğu bir cinayeti, sanki- toprağa gömmek isteyen şiddetli yağmura

31 Temmuz 2019 Çarşamba

Tavşan ve Kirpi



Kendisiyle alay eden tavşana çok bozulan kirpi, "yarışalım o zaman" der tavşana. Ve sonra karısını alıp yarışacakları yokuşun aşağısına götürür ve tavşan geldiğinde "Ben çoktan burdayım" diye bağırmasını söyler. Tavşan tekrar yarışalım der ve yokuş başına tırmandığında bu sefer de kirpinin kendisi "Ben çoktan burdayım" diye bağırır. Olay böylece yetmiş üç kez tekrarlanır ve tavşanın ölümüyle sonuçlanır. Grimm Kardeşler'in  "Tavşan ve Kirpi" masalı kısaca böyle. Masalla ilgili analizden bir parça aşağıda;

"Bugün modern insan olarak bizim düşünmeyle ilişkimiz, aynı bu masaldaki tavşan gibi, konu hakkında çoğu zaman çeşitli düşüncelere sahip olmaktan öteye geçmez. Gerçekte, düşünüyor olmaktan çok düşüncelere sahip kimseleriz, başka bir deyişle, düşünmekten çok düşünceye sahibiz. İçinde bulunduğumuz bu durumu henüz düşünmüyor oluşumuzu Heidegger epey düşündürücü bulur. Dahası, henüz düşünmüyor oluşumuz, zamanımızın en düşündürücü şeyidir. ...Sh 205 Mit ve Masallar
....


29 Temmuz 2019 Pazartesi

Matisse Öyküleri - A.S. Byatt


               
Evde bir bel fıtığı hastası varsa bu sayı doğru orantılı olarak artar mı dersiniz? Beli tutulmuş, bir dolu ağrı kesici almış halde yatarken bu gibi şeyler düşünüyor insan. Bir de ya ameliyat olursam evdekiler ne yapar derdine düşüyor. Bu halde okumak en iyisi, eli yormayacak  hafif bir kitapla günün bitmesi, şifa niyetine diyelim. Hele de iyi edebiyatsa okudukları insanın iyileşmiş gibi hissediyor, hadi ayağa kalkayayım yazayım, çekeyim, hayaller ardı arkası kesilmeyen düşünceler falan...

28 Temmuz 2019 Pazar

Nefaset Lokantası - Tuğba Doğan




İnsan yaşadığı coğrafyanın gerçekleriyle yoğrulurken hele de taşrada yaşıyorsa daha fazla düşünür olup biteni. Gideni kalanı, özellikle yaşanan beyin göçünün ülkeye verdiği zararı, anlamları, inançları derken hediye bir kitap gelir. Tatlı bir tesadüfle okuyanları görüp açılıverir kapak. Romanın konusunu tahmin edin; gitmek ve anlam üzerine desem... Belki de hiç bir şey tesadüf değildir diye düşünmez misiniz siz de?

20 Temmuz 2019 Cumartesi

Yüreğimdeki Ülkem - Isabel Allende


Bağdat'ı Düşlemek'in  yazarı Haifa Zangana'nın, İngiltere'de yaşadığını öğrenmek şaşırtmıştı beni nedense. Fransa ya da Amerika'ya gidenlerin hikayelerine alışkın olduğumdan belki... Sonrasında Irak ve İngiltere'nin işgal bağını hatırladım. Aynı şey Isabel Allende'nin, Amerika'da yaşadığını okuduğumda da oldu. Vatanından ayrılmasına neden olan ülkede kurulan yaşamı ve evliliği..

8 Temmuz 2019 Pazartesi

Bağdat'ı Düşlemek - Haifa Zangana



Adımlarımın Arap kafeleri arasında dolaştığını farkettiğimde önümde bol zeytinyağlı ve bol zeytinli makarna vardı. Sahibinin Katarlı, çalışanlarının Suriyeli olduğunu iş işten geçtikten, bol fesleğenli, zeytinyağlı makarnayla karşı karşıya kalınca öğrendim! Bir kahve söyleyip başladığım kitaba devam etmek istedim. Yıllardır çekildiğim Ortadoğu girdabına dair çarçabuk bitirebileceğim bir yol kitabı diye aldığım, içimi kasıp kavuran Bağdat'ı Düşlemek... Az sonra gelecek VIP araçtan inen guruba takılacaktı gözüm, hepsinin Arap olduğunu düşündüğüm...

18 Haziran 2019 Salı

Toprağımdan Yeryüzüne - Sebastıao Salgado



Rüzgarın getirdiği sesleri dinliyorum, geceye eşlik edenleri... Okuduğum kitabın sayfalarını kıvırmak için gidip geliyor elim. Kalem yoksa sayfa kenarlarını kıvırarak işaretliyorum son dönemde. Mülkiyet duyguma tepki olmalı, çay bardağı izi kalıyor üzerlerinde sayfaların. En sevdiklerinden ebediyen ayrılmak zorunda kalıyorsa insan, o birkaç sayfanın zihnime kattığı önemli olmalı sadece, varlığı değil... Hiç bir yere ait olamamak, hiç bir şeyi sahiplenememek getirisi bu ayrılıkların... Hüzünle yoğrulmuş gece yoğun...

15 Haziran 2019 Cumartesi

Frankenstein ya da Modern Prometheus - Mary Shelly




Gencecik bir kadına dair filmin sürüklediği, klasik elimde bugünlerde... Anne babasının, dönemin önemli entelektüellerinden olduğu düşünüldüğünde kitaplarla harmanlanmış hayatı ve zorlukları... Erken yaşlarında tanışıp evlendiği kocasıyla yaşadıkları... Ve Frankenstein'ı yazışı... Bu kitabın yazarının kadın olduğunun bile farkında değilmişim diyorum şaşkınlıkla.

Frankenstein'ı, kocasının yaşattıklarından sonra yazdığını düşünüyorum önce. Percy'nin, Mary'i    ne hale getirdiğine dairmiş gibi geliyor. Oysa kitabın girişinde, Lord Byron'ın misafiri olduklarında, eğlence için yazmak istedikleri hayalet hikayelerinden ilham aldığını anlatıyor. Kocasının, sürekli teşvikinden bahsediyor.

Sanayi devriminin filizlendiği, Percy Shelly'nin odasında türlü teçhizatla   deneyler yaptığı bir dönem. Mary'nin böyle bir ortamdan etkilenmemesi imkansız düşününce. Ama 19-20 yaşlarında bu kadar kuvvetli bir kitap yazması dehasına dair olmalı... Frankenstein dendiğinde zihnimde canlanan tip kitapla birlikte gidiyor. Uzun, siyah saçlı bembeyaz dişli, incecik sarı derisinin altından görünen kas ve damarlardan bahsediliyor, ne kadar iğrenç olduklarından! Üstelik Franskenstein yaratıcısının adı, yaratığın değil! Kitabın nasıl ilerdiğini merak etsem de, okumayı kış günlerine bırakacağım sanırım. Bu arada Mary Shelly hayranlıkla anacağım kadınlar arasına çoktan girdi bile...

26 Mayıs 2019 Pazar

Kahrolsun Dostoyevski - Atiq Rahimi



Tozlar içindeki yolları,  yıkık dökük toprak binaları, patlayan bombalarıyla bir ülke geliyor aklıma... Binlerce yılın acısı o son şiddetli rüzgarı bekliyor savrulup gitmek için kimbilir... Aklımda dönüp dolaşan ufacık bir ülkenin kaderi...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...