Kaplumbağa afişini ilk gördüğümde
insanın iç dünyasına dair bir oyun olmalı diye aklımdan şöyle bir geçmiş,
sonrasında da konusunu okumamıştım itiraf ediyorum. Çok yorgun ve çok uykusuz
bir günün ardından uyur muyum, dikkatim dağılır mı, bileti başkasına verip
sonra mı gitseydim gibi bir dolu soruyla oturdum tiyatro koltuğuna… Tüm
tiyatrolar kırizden dert yanarken oynadığı oyunlarla salonunu her zaman
dolduran bir Usta’nın oyunundaydım ve tabii ki ilk sahnelerden itibaren cin
gibi çakılıverdim. Konu canevimden vurmuştu!
Acemi ve tuzsuz mutfağım, okuduklarım, yazdıklarım, gezdiklerim, hissettiklerim kısaca sevgili günlüğüm
tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Şubat 2014 Salı
6 Şubat 2014 Perşembe
Nehir - Haluk Bilginer
Tiyatroyu sinemadan daha çok
sevdiğimi zaman zaman söylüyorum. Canlı olmasının büyüleyiciliği midir
beni çeken tam olarak bilemesem de yıllardır sinemayla arama giren mesafeye
rağmen tiyatroyla ilişkim tam gaz devam ediyor. Böyle olunca da yaşadığım
güzelim taşra kentine gelen oyunları takip etmek en keyif aldığım aktivitelerden
biri oldu ister istemez. Hele de o
afişlerde usta bir ismin adını görüyorsam duraksamadan gidiyorum.
8 Nisan 2013 Pazartesi
Kuçu Kuçu
Uzunca bir süredir aklımın bir
köşesinde, “an”ları herkesin nasıl da farklı algıladığı ve hatırladığıyla
ilgili düşünceler dönüp duruyordu. Çocuklarla daha fazla ilgilendiğim şu
dönemdeyse, neredeyse okula başlamadan gelişimini tamamlayan kişiliklerin
nelerden nasıl da etkilenebildiği ve bunun ileri yaşlarda nasıl ortaya
çıkabildiği hatta hayat boyu değişmediği de ister istemez aklımda dönüp duran
diğer konulardandı.
13 Kasım 2012 Salı
Macbeth - William Shakespeare
Gaz maskelerini görünce bir an
Hitler dönemine mi uyarlanmış acaba diye geçirdim aklımdan ya da doğru oyunda
mıydık ? Maskelerini çıkaran cadıların, henüz okuduğum oyundan tanıdık
replikleriyle merak içinde izlemeye başladım. Zorba’nın zarif baleye aktarımına
bayılmıştım ya bu oyunun da modernizasyonunu merak ediyordum, o kadar sevecek
miydim, hele de bu kadar genç bir kadroyla.
8 Ekim 2012 Pazartesi
Haftasonundan...
Nefis bir gün olunca insan dayanamıyor. Hemen çıkmak istiyor dışarı, yeri önemli değil. Güneş olsun, mümkünse deniz görsün tamam. Kışın evlere kapanacağız zaten çıkmalı, bir lokma tadını çıkarmalı... En sevdiğim zamanlar güneşli bir günde anasıyla kuzusu zamanları. Tatlı bir sohbetle yapılan tatlı mı tatlı kaçamaklar, mutlu anlar...
11 Mart 2012 Pazar
İki Günün İstanbul'u... 2
Her daim deniz kıyısını tercih eden benim atlamış olduğum bir yer Özgürlük Parkı. İtiraf ediyorum bu kadar güzel ve büyük olacağını hiç tahmin etmemiştim. Gidelim dendiğinde farketmez deyip onayladım hemen. Hani önemli olan arkadaşlarımla buluşmaktı, mekan geri pilandaydı.
25 Kasım 2011 Cuma
İclal Aydın ve Tırtıl Kurabiye
İşten gelmiş, yemeğe oturmuş ablam, "İclal Aydın geliyor" dediğinde "aa benim niye haberim yok" demiştim. Şehre gelen tiyatroları gidemesem bile takip ediyorum çünkü. Hemen gidelim dedim. Meğer dün akşammış, davetiye için aradı. Çok şükür kalmış iki tane. Ve biz kendimizi o nefis sesiyle hüzünlü dönemlerini bile anlatırken güldüren çok keyifli tek kişilik gösteriyi izlerken bulduk. İyiki gitmişiz, iyiki gelmiş...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





