Ve bir viraj ardında bekler ışıltıları göz kamaştıran o göl…
Dayanamayıp yanına gidersiniz… Başınızı çevirdiğiniz anda saçaklı etekleriyle
bir gurup söğüt ağacı, her an yola çıkmaya hazır… Hayalle gerçek, ışıklarla
saçakların loşluğu arasında düşüncelere dalarsınız… Otlamaya gelen inekler,
sinekler, bataklık, kırılmış bir dolu cam şişe gözünüze batmadan orada
kalmak, kendinize dönmek istersiniz… Canım Anadolu’yu adımlarken içiniz yanar, bir yandan belki de ucu yanık bir türkü peşinde ağaçlar eşliğinde dalar dalar gidersiniz...
Acemi ve tuzsuz mutfağım, okuduklarım, yazdıklarım, gezdiklerim, hissettiklerim kısaca sevgili günlüğüm
Anadolu'dan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anadolu'dan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Nisan 2018 Çarşamba
3 Nisan 2018 Salı
Sagalassos
Gel zaman git zaman derken güzeller güzeli Zaman, akan su sesi ve muhteşem manzarayla büyülendiği bu dağa yerleşmek istemiş. 4000 yıl gençken bembeyaz giysisiyle yollarda, Anadolu’daymış. Sonra Tarih çıkmış ortaya. Luwilerin evi olmuş bu dağ, Hititlere karışan. Büyük İskender her yeri işgal etmeden durur mu gelmiş, almış. Tarih, Helen Uygarlığı’yla tanışırken, Zaman duramamış Roma’ya devretmiş bu nefis manzarayı. Paganlık Hıristiyanlığa devretmiş inançlarını. Sonra mı? Gelmiş Selçuklu, gelmiş Osmanlı ve tabii ki Türkiye... Canım Anadolu, kana bulanmış binlerce yıl boyunca. Güzeller güzeli Zaman, dökülen kandan ala çalan giysisiyle yorgun argın çeşme başında dua eder olmuş, barış isteyen, huzur isteyen...
15 Mart 2018 Perşembe
Hatay - Habib-i Neccar Camii
Yolunuz Hatay’a düşmüşse hele de turistseniz sıklıkla
Habib-i Neccar Camii’siyla karşılaşırsınız sürekli. Anadolu’ya gelen ilk
Müslümanlara yol gösterdiği gibi turistlere de yol gösterir. Kurtuluş Caddesi
gibi muhteşem bir caddenin tamamlayıcısı, bir mihenk taşı gibi ziyaretçilerini ağırlar.
Hatay, Türkiye Cumhuriyeti’nin en genç şehri ve kozmopolitliğiyle büyüleyen bir
yapıya sahip. Aynı gün Anadolu’ya Hıristiyanlığın yayıldığı St Pierre’e gidip,
Anadolu’ya Müslümanlığın yayıldığı Habib’i Neccar’da dua edip, Havra hakkında
bilgi alabiliyorsunuz. Her ne kadar böyle muhteşem kozmopolit bir yapı zamanla
fazlasıyla göç verip yokolmaya yüz tutmuşsa da hala şansımız var. Yeter ki ehil
ellerle sahip çıkalım…
24 Ocak 2018 Çarşamba
Anadolu'mdan
Anadolu'mdan, doğduğum topraklardan bir parça, trenden... Kimbilir hangi güzergahtan çektiğim... Söylenecek ne çok şey var dilimin ucuna gelen, boğazımda düğümlenen, gözlerimi yakan ne çok şey...
17 Temmuz 2017 Pazartesi
Şehirler...
Doğduğunuz şehri adım adım dolaşıyorsunuz,
gittikçe yabancılaşarak… Sıklıkla anlamadığınız dilleri konuşan insanlara rastlamak
değişik geliyor. Yatsı ezanından önce eve girmediğiniz çocukluğunuza gidiyor
aklınız. Sokaklarda bağıra çağıra top oynadığınız... Doğduğunuz evin yerinde bir
apartman var şimdilerde. Oyunlarda kendini kaybetmiş çocuklar yok artık, park
etmiş arabalar var sadece o sokakta. Yıllar yıllar boyunca geçtiğiniz yerlere
karşı bir şeyler hissetmek istiyorsunuz. Geçmişe dair birkaç ev, tanıdıklar. O
sokaklarda dedelerinizi, ninelerinizi, halalarınızı arıyorsunuz. Yoklar,
tanıdık hiçbir şey yok! Kayboluyor her
şey. Geçmiş iz bırakmadan silinip gidiyor! İçiniz burkuluyor. Peki siz
yaşadığınız şehre karşı neler hissediyorsunuz?
"Şehirlerin de yaraları vardır; bunlar zaman içinde kabuk bağlar. Kayseri'nin yarası, doğudaki kale surlarından bellidir: Yüksek ve kalın duvarlar, şehrin en çok buradan vurulduğuna ve en çok buradan yaralandığına işaret eder. Koruyucu eller oraya özenmiş, oradaki duvarları berkitmiştir." Sh 67 Kalenderiye - Gürsel Korat
15 Temmuz 2015 Çarşamba
Trenle Anadolu 7 – Kars –Sarıkamış - Divriği – Sivas – Samsun 4
Halı tezgahlarını sırdaş olarak
kabul eden genç kızlarımız, kadınlarımız içlerini dökerlermiş her bir ilmeğe...
Bakmaya doyulamayan kilimler, halılar derman olur muymuş dertlerine bilinmez.
Rahatlamak isteği ile eklediği haşhaş motifleri ve üstlerindeki ters laleler
durumun pek de iyi olmadığını anlatırmış mesela. Eğer lale kısımları siyahsa
halı dokuyan güzelin çıkmazda kaybolduğu, canına kıydığı sonucu
çıkarılabilirmiş. Şimdilerde gittikçe azalan halı dokuma tezgahlarında aceleyle
çıkarılan motifler, tamamlanan kilimler, halılar böylesine anlamlı mı?
Böylesine sevgi ilişkileri kuruluyor mu tezgahlarla, kim bilir? Aklıma Van’da
dokuma tezgahları başında gördüğüm cıvıl cıvıl genç kızlar geliyor...
3 Temmuz 2015 Cuma
Trenle Anadolu 7 – Kars –Sarıkamış - Divriği – Sivas – Samsun 2
Trenle Anadolu 7 – Kars –Sarıkamış - Divriği – Sivas – Samsun 1
Başım düşmüş. Uyku arasında kayan
yeşilin içinde gördüğüm şey tam olarak ayağa fırlamama yetiyor. Çekmeye
başlıyorum. Bu kalp çarpıntısının tek nedeni Katerina Köşkü! O kadar uyku
sersemiyim ki, Sarıkamış’ta olduğumuzu farkediyorum ama ağaçlar arasında
çekmeye çalıştığımın askeri bina olduğunu sonra anlayabiliyorum. Tabii ki az
sonra Katerina Köşkü’yle buluşuyorum. Çok şükür... Nefis...
22 Haziran 2015 Pazartesi
Iğdır - Doğubeyazıt
Bulutların üzerinde uçuyorum, İstanbul
– Iğdır güzergahında… Anadolu’yu boydan boya geçmenin düşüncesi bile
heyecanlandırırken, uçaktayım işte. Ekrandan Erzincan üzerinde olduğumuzu
görüyorum en son. Dağları soruyorum, tahminim doğru Munzur Dağları...*
18 Mayıs 2015 Pazartesi
Trenle Anadolu 6 Adana - Elazığ -Malatya 3
Gözlerim raylarda anlamaya çalışıyorum.
12 saatlik yolda belki de defalarca makas değiştiriliyor. Peki bu hemen
önümdeki kolla mı oluyor, tabii ki soruyorum. Elektronik sistem olduğu,
buradaki rayların Malatya’dan kontrol edildiği söylendiğinde gerçekten çok şaşırıyorum.
Önden ve yukarıdan daha iyi fark ediliyor tonlarca ağırlıkta vagonlar incecik
rayların üzerinde gidiyoruz.
16 Mayıs 2015 Cumartesi
Trenle Anadolu 6 - Adana - Elazığ - Malatya -2
Sonunda nefis çinili girişiyle
Adana garındayım. Günlerden 1 Mayıs ve giriş kapanmış gibi gözüküyor. Tatil mi
yoksa diye kısa bir panik anından sonra içeri giren insanları görüyorum, trenin
kalkmasına kısa bir süre var. Çağrı merkezinden aldığım bileti kağıda
döktürüyorum. Ve yerime kurulmak üzere trene gidiyorum.
4 Mart 2015 Çarşamba
Trenle Anadolu 5 - İstanbul - Eskişehir
Porsuk Çayı üzerindeki bir
köprüden çevreme bakıyorum. Apartmanlar yeni gözükmüyor. O zamanki koku
düşünüldüğünde her şeye rağmen su kenarında oturmak hoş olmalı diyorum. Şimdiyse pek bir
keyifle akıyor Porsuk, temiz, arınmış. Evet, son yıllarda en çok duyduğum şehir
isimlerinden biri Eskişehir ve ne kadar geliştiği…
19 Aralık 2014 Cuma
Trenle Anadolu 3 - Ankara - Konya
Bu sene Şeb-i Aruz törenlerine
katılmak istedim. Konya’nın Anadolu tren duraklarından biri olması bu isteği
gerçekleştirmek için önemli nedenlerden biriydi. Bir yandan da dinler tarihinin
çok başlarındayken tasavvuf için henüz çok yolum var, bu tören için erken mi
diye düşünmeden edemiyordum. Sonuçta bir adım atmak, o töreni izlemek, hele de
fotoğrafçılara ayrılan sahne kenarında yere oturarak izlemek benim için nefis
bir tecrübeydi… En iyisi yolun başına dönerek anlatmak…
28 Kasım 2014 Cuma
Trenle Anadolu 2 - Ankara - İstanbul
Anadolu'm trenleriyle davet
ediyordu epey zamandır nice güzelliğiyle tanıştırmak için. Oldukça romantik bir projeydi bana
göre, heyecanla rayların peşinde giderken şehirler, kasabalar, köylerle en
önemlisi de insanlarla tanışacaktım… Hiç plan yapmadan önce adım atıp sonra
sormaya karar verdim. Öyle ya yola çıkmadan getireceği soruları bilemezdim. SamsunAmasya arasındaki tatlı güzergahtan sonra bir bir gelmeye başladı yolların
soruları. Mesela “Trenle Anadolu” derken trendeki Anadolu’dan mı, trenden Anadolu’dan mı ya da varılan Anadolu’dan
mı bahsedecektim. Eşit olmalı diye düşünsem de hepsi ayrı bir projeydi. Hepsi
ayrı ayrı, belki ilerde… Neden olmasın ?
20 Eylül 2014 Cumartesi
Trenle Anadolu - 1, Samsun - Amasya
Tren ve Anadolu… Bu iki kelime ve düşündürdükleri hayallerimi
süslüyor uzun zamandır. Anadolu’yu öğrenmeye sevdalanırken en büyük eşlikçimin
tren olacağını düşünmüştüm hep. Oysa aylarca yola çıkamadım güvenli mi olur
endişesiyle…
3 Haziran 2014 Salı
Van Gölü Havzası – 5 Bitlis, Nemrut Kırater Gölleri, Tatvan, Ahlat, Adilcevaz, Muradiye
Van Gölü Havzası gezimizi Van’dan
başlatıp, göl çevresinde tam bir tur atarak gene Van’da bitirdik. Bu sırada
gölün iki yanını da gördüğümüz için karşılaştırma fırsatımız da oldu. Van
tarafında şehirleşme gölden biraz daha uzakta. Belki su seviyesinin sürekli
değişmesiyle alakalıdır. Ama özellikle Ahlat
civarındaki sahile bayıldım. Turistlerin keşfetmediği bir yer, bahçeli evleri, kümbetler,
mezarlık, çok hoşuma gitti. Ve tabii tarihin izlerinde yürümenin de keyfi
bambaşka.
1 Haziran 2014 Pazar
Van Gölü Havzası -4 -Akdamar Kilisesi, Halime Hatun Kümbeti, Van Kahvaltısı
Güneydoğu Anadolu’da yollarda dikkatimi
en çok uçsuz bucaksız ovalar çekmişti, bir de kerpiç evler. Van’daysa ovalar var
ama hepsi dağlarla çevrili. Başları dumanlı, sisler içindeki dağlarla. Henüz
erimemiş karlarla nasıl da görkemli ve aşılmaz duruyorlar.
30 Mayıs 2014 Cuma
Van Gölü Havzası-3- Hoşap Kalesi, Çavuştepe
Turist kalabalığı, Urartu
Kaleleri derken gezinin bir sürprizi daha var bana, mezartaşları… Kemah’tan tuğla, İran’dan siyah mermer ve işte Selçuklulardan
Ahlat taşı, tuğla rengi mezar taşları büyülüyor. Öte yandan yörenin günümüz
mezarları da değişik… Beni heyecanlandıran bu konuya sonra dönmek üzere Hoşap
Kalesi’ne doğru yola çıkıyoruz.
Van Gölü Havzası 2 - Van
Dumanlı dağlarla çevrilmiş bir
şehirde kaldığınız otelin akşam yemeği rezervasyonlarını görüp şaşırır mısınız?
Hazırlanmış uzun masaları farkettiğimde gerçekten şaşırdım desem. Hele de bu
masaların sahiplerinin Almanya ya da Uzakdoğu’dan geldiklerini görünce daha da hoşuma
gitti. Evet geçen haftalarda Samsun’dan gelen fotoğraf turunu ve İstanbul’dan gelecek
olan iki turu da biliyorum. Üstelik onlar bizim kaldığımız otelde de
kalmayacaklardı. Hemen her otel sezona güzel başladı galiba diye geçiyor
aklımdan. Maşallah diyelim, bol kazanç
dileklerimizle…
28 Mayıs 2014 Çarşamba
Van Gölü Havzası -1 - Van
Rüzgarın büyüsüne kapılıp yollara
düşmek… O çok sevilen toprakları adım adım dolaşmak, öğrenmek… Sindirmek
binlerce yılı, ders almak belki… Öyle ya gezmek bilmenin eşiği değil mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















