Kakuleyle ilk tanışmam Mardin Deyrulzafaran Manastırı’nda olmuştu. Değişik
bir aromayla Türk kahvesini denemek hoş olabilir diye bir miktar alıp eve
getirmiş ve gelen misafirlerimizle paylaşmıştım. Ama ondan sonra Güneydoğu Asya, Hindistan kökenli kakuleyi tek
başına alıp denemedim. Yıllar sonra buluştuğum ortaokul arkadaşım Seda kakuleli
bir tariften bahsedince merak edip denemek istedim. Satın almak için aktara
gittiğimde kabuklu bir şeyle karşılaşınca "ama ben bunu toz olarak almıştım" diye
itiraz ettim bir güzel. Kahveyi toz kakule olarak hatırlıyordum! Sonrasında
Seda’nın da kabuklu haliyle alıp ayıkladığını duyunca öylece aldım.
Ama arkadaşımın önerisiyle tarifte verilen ¼ su bardağı yerine bir çorba kaşığı
eklemekle yetindim ki bu miktarla bile oldukça hissedilir bir tat yakalanmış
oldu. Tarif için Seda’ya çok teşekkürler…
