Rusya’da Büyük Pedro’yla başlayan
gelişimin izlerini takip ediyoruz. Bir ülkeyi görmek bazı şeylerin zihninize
çakılmasına, neredeyse anlık tokatlarla farkındalık geliştirmenize neden
olabiliyor. Örneğin St Petersburg’ta Peterhof Sarayı’nı gezerken kocaman bir
salonda devasa tablolarla Çeşme Zaferi anılıyor hatta kutlanıyor olmasını yerinde görmek değişik bir duygu...
Acemi ve tuzsuz mutfağım, okuduklarım, yazdıklarım, gezdiklerim, hissettiklerim kısaca sevgili günlüğüm
Rusya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rusya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Haziran 2014 Pazartesi
18 Haziran 2014 Çarşamba
Rusya'nın Gizemi ve Beyaz Geceler -3-
Moskova’ya gelip Nazım’ı ziyaret
etmeden gitmek olmazdı. Hayalkırıklıkları yaşadığı bir ülkede mezarı Nazım
Hikmet’in. En azından ziyaretçisi bol diye düşünüyorum, bırakılan çiçeklerden
belli. Bizimle birlikte bildiğimiz en az 3-4 gurup var Türkiye’den gelen.
17 Haziran 2014 Salı
Rusya’nın Gizemi ve Beyaz Geceler-2-
Rus Edebiyatı dendiğinde akla ilk
gelen Dostoyevski ya da en azından benim için öyle. Dolayısıyla bu ülkeye
geldiğinizde Dostoyevski’ye dair daha çok şey görmek istiyorsunuz. Oysa hem
Moskova hem St Petersburg’ta kafesinden, müzesine, evine kadar her yerde Puşkin
adı geçiyor. Aleksandr Puşkin’in Rusya’nın ilk gerçek klasik yazarı olduğunu
biliyordum, bunlara ilk gerçek romantiği, ilk büyük gerçekçisi sıfatlarıyla
birlikte Shakespeare ve Goethe’yle modern Batı edebiyatının kurucularından biri
sayıldığı bilgilerini de ekliyorum. Görebildiğim bu ülke için çok önemli
olduğu.
Rusya'nın Gizemi ve Beyaz Geceler -1-
Sürekli aydınlığın algı kaymasına
yol açtığı, neredeyse bitmeyen gündüzlerde hissettiklerimle ilgiliyim daha çok.
Beyaz gecelerdeyim… Yıllar sonra tekrar elime aldığım Dostoyevski’nin romanı,
bir tur adı olarak çağırınca karşılık vermeden durabilir miydim? Bu sefer yönüm
kuzeye doğru…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



