gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2018 Perşembe

Hatay - Habib-i Neccar Camii



Yolunuz Hatay’a düşmüşse hele de turistseniz sıklıkla Habib-i Neccar Camii’siyla karşılaşırsınız sürekli. Anadolu’ya gelen ilk Müslümanlara yol gösterdiği gibi turistlere de yol gösterir. Kurtuluş Caddesi gibi muhteşem bir caddenin tamamlayıcısı, bir mihenk taşı gibi ziyaretçilerini ağırlar. Hatay, Türkiye Cumhuriyeti’nin en genç şehri ve kozmopolitliğiyle büyüleyen bir yapıya sahip. Aynı gün Anadolu’ya Hıristiyanlığın yayıldığı St Pierre’e gidip, Anadolu’ya Müslümanlığın yayıldığı Habib’i Neccar’da dua edip, Havra hakkında bilgi alabiliyorsunuz. Her ne kadar böyle muhteşem kozmopolit bir yapı zamanla fazlasıyla göç verip yokolmaya yüz tutmuşsa da hala şansımız var. Yeter ki ehil ellerle sahip çıkalım…  

8 Haziran 2017 Perşembe

Varolmanın Kıyısında Filistin- Batı Şeria 1 (Hebron -El Halil)


Bir coğrafya düşünün küçücük bir bölge Dünya haritasında görmek için zorlandığınız belki de… Bir coğrafya düşünün inanç tarihini yazan hatta dünya tarihine yön veren…  Bir coğrafya ki sultanları dillere destan… Bitmek bilmez zenginliğiyle sürekli kanayan… Bir girdap gibi içine çeken… Ağır adımlarla keşfetmeye çalışırken labirentlerinde kaybolduğunuz… Kilometrelerce uzakta bile zihninizi işgal eden… Ortadoğu’dan bahsediyorum… Dinler tarihi çalışmaya başladığımdan beri zihnen ve bedenen çıkamadığım o muhteşem coğrafyadan… 

8 Mart 2016 Salı

"Incredible India" Hindistan'dan...


DivriğiUlucamii’nin* Kuzey Taç Kapı nam-ı diğer Cennet Kapısı bezemelerindeki Hindistan esintilerini ilk duyduğumda çok şaşırmıştım. Öyle ya neredeyse 1000 yıl öncesinden bahsediliyordu. Her ne kadar dünya, global köy olma yolunda hızla ilerlese de Hindistan çok çok uzak ve ilgimi çekmeyen bir ülkeydi benim için. Oysa baharat ve ipek yollarının gücünü hafife alıyordum. Ve tabii rüzgar gibi ilerleyen ve önüne kattığını sürükleyen Moğolları… Hal böyle olunca Moğollardan kaçan ustalarının Anadolu’da Divriği gibi güvenli bir limana sığınmaları gayet normaldi. Rastlantıların bir mucize gibi birleşmesiyle Kuzey Taç Kapı’daki nefis lotusların, hayat ağaçlarının ortaya çıkması kaçınılmazdı belki de.

15 Temmuz 2015 Çarşamba

Trenle Anadolu 7 – Kars –Sarıkamış - Divriği – Sivas – Samsun 4


Halı tezgahlarını sırdaş olarak kabul eden genç kızlarımız, kadınlarımız içlerini dökerlermiş her bir ilmeğe... Bakmaya doyulamayan kilimler, halılar derman olur muymuş dertlerine bilinmez. Rahatlamak isteği ile eklediği haşhaş motifleri ve üstlerindeki ters laleler durumun pek de iyi olmadığını anlatırmış mesela. Eğer lale kısımları siyahsa halı dokuyan güzelin çıkmazda kaybolduğu, canına kıydığı sonucu çıkarılabilirmiş. Şimdilerde gittikçe azalan halı dokuma tezgahlarında aceleyle çıkarılan motifler, tamamlanan kilimler, halılar böylesine anlamlı mı? Böylesine sevgi ilişkileri kuruluyor mu tezgahlarla, kim bilir? Aklıma Van’da dokuma tezgahları başında gördüğüm cıvıl cıvıl genç kızlar geliyor...

13 Temmuz 2015 Pazartesi

Trenle Anadolu 7 – Kars –Sarıkamış - Divriği – Sivas – Samsun 3


Dalmışım... Yağmurla birlikte gelen renkleri fark ettiğimde içimin huzurla dolması anı muhteşemdi. Alabildiğine yeşilde, alabildiğine duru mavi, gri-beyaz bulutlar, hayvan sürüleri, uzayıp giden bir masal yol... Kim ister böylesi bir güzelliğin bitmesini?

3 Temmuz 2015 Cuma

Trenle Anadolu 7 – Kars –Sarıkamış - Divriği – Sivas – Samsun 2


Sabahın dinginliğine eşlik eden karın sessizliği... Beyazda kızakla tazelenen bir zihin... Ve bir roman... Kars’a dair kurulan bunca hayalin nedeni ne olabilir diye düşünürken Sarıkamış’ın aile tarihime şahitlik etmiş kısmı geliyor aklıma... Acaba içten içe... Katerina Köşkü’nde duyduğum o şiddetli kalma isteğinin nedenini açıklamış oluyorum belki de kendime, her şeyin başladığı yerde...

Trenle Anadolu 7 – Kars –Sarıkamış - Divriği – Sivas – Samsun 1


Başım düşmüş. Uyku arasında kayan yeşilin içinde gördüğüm şey tam olarak ayağa fırlamama yetiyor. Çekmeye başlıyorum. Bu kalp çarpıntısının tek nedeni Katerina Köşkü! O kadar uyku sersemiyim ki, Sarıkamış’ta olduğumuzu farkediyorum ama ağaçlar arasında çekmeye çalıştığımın askeri bina olduğunu sonra anlayabiliyorum. Tabii ki az sonra Katerina Köşkü’yle buluşuyorum. Çok şükür... Nefis... 

22 Haziran 2015 Pazartesi

Iğdır - Doğubeyazıt


Bulutların üzerinde uçuyorum, İstanbul – Iğdır güzergahında… Anadolu’yu boydan boya geçmenin düşüncesi bile heyecanlandırırken, uçaktayım işte. Ekrandan Erzincan üzerinde olduğumuzu görüyorum en son. Dağları soruyorum, tahminim doğru Munzur Dağları...* 

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Trenle Anadolu 6 Adana - Elazığ -Malatya 3


Gözlerim raylarda anlamaya çalışıyorum. 12 saatlik yolda belki de defalarca makas değiştiriliyor. Peki bu hemen önümdeki kolla mı oluyor, tabii ki soruyorum. Elektronik sistem olduğu, buradaki rayların Malatya’dan kontrol edildiği söylendiğinde gerçekten çok şaşırıyorum. Önden ve yukarıdan daha iyi fark ediliyor tonlarca ağırlıkta vagonlar incecik rayların üzerinde gidiyoruz. 

16 Mayıs 2015 Cumartesi

Trenle Anadolu 6 - Adana - Elazığ - Malatya -2


Sonunda nefis çinili girişiyle Adana garındayım. Günlerden 1 Mayıs ve giriş kapanmış gibi gözüküyor. Tatil mi yoksa diye kısa bir panik anından sonra içeri giren insanları görüyorum, trenin kalkmasına kısa bir süre var. Çağrı merkezinden aldığım bileti kağıda döktürüyorum. Ve yerime kurulmak üzere trene gidiyorum. 

4 Mart 2015 Çarşamba

Trenle Anadolu 5 - İstanbul - Eskişehir


Porsuk Çayı üzerindeki bir köprüden çevreme bakıyorum. Apartmanlar yeni gözükmüyor. O zamanki koku düşünüldüğünde her şeye rağmen su kenarında oturmak hoş olmalı diyorum. Şimdiyse pek bir keyifle akıyor Porsuk, temiz, arınmış. Evet, son yıllarda en çok duyduğum şehir isimlerinden biri Eskişehir ve ne kadar geliştiği…

11 Ocak 2015 Pazar

İki Kıta, Bir Gün ve Yağmur!


Hınzır bir çocuk gibi kulağıma fısıldarken ikimiz de gülmeye başladık. Evet bu sefer bahanesi ücretsiz bir eğitimdi İstanbul’un. Usulca tanıştırmak istediği yerleri de anlatmaya başladı. Böylesi bir teklife karşı koyabilir miydi insan? Üstelik sadece bir gün için… 

29 Aralık 2014 Pazartesi

Trenle Anadolu 4 - Kayseri - Adana

Anavarza, zihnimin köşelerinde Usta Yaşar Kemal’le eş anlamlı saklanıp dururken içten içe birgün karşılaşıp tanışmayı hayal ediyordum. Hiç dile gelmese de biliyordum o hayal hep oradaydı. Ve birgün Adana’ya tren yolu olduğunu gördüğümde gün ışığına çıktı, dahası dayanılmaz oluverdi. Üstelik Adana’nın Konya’yla tren yolu bağlantısı da vardı.

19 Aralık 2014 Cuma

Trenle Anadolu 3 - Ankara - Konya

Bu sene Şeb-i Aruz törenlerine katılmak istedim. Konya’nın Anadolu tren duraklarından biri olması bu isteği gerçekleştirmek için önemli nedenlerden biriydi. Bir yandan da dinler tarihinin çok başlarındayken tasavvuf için henüz çok yolum var, bu tören için erken mi diye düşünmeden edemiyordum. Sonuçta bir adım atmak, o töreni izlemek, hele de fotoğrafçılara ayrılan sahne kenarında yere oturarak izlemek benim için nefis bir tecrübeydi… En iyisi yolun başına dönerek anlatmak…

28 Kasım 2014 Cuma

Trenle Anadolu 2 - Ankara - İstanbul

Anadolu'm trenleriyle davet ediyordu epey zamandır nice güzelliğiyle tanıştırmak için. Oldukça romantik bir projeydi bana göre, heyecanla rayların peşinde giderken şehirler, kasabalar, köylerle en önemlisi de insanlarla tanışacaktım… Hiç plan yapmadan önce adım atıp sonra sormaya karar verdim. Öyle ya yola çıkmadan getireceği soruları bilemezdim. SamsunAmasya arasındaki tatlı güzergahtan sonra bir bir gelmeye başladı yolların soruları. Mesela “Trenle Anadolu” derken trendeki Anadolu’dan mı,  trenden Anadolu’dan mı ya da varılan Anadolu’dan mı bahsedecektim. Eşit olmalı diye düşünsem de hepsi ayrı bir projeydi. Hepsi ayrı ayrı, belki ilerde… Neden olmasın ? 

20 Eylül 2014 Cumartesi

Trenle Anadolu - 1, Samsun - Amasya


Tren ve Anadolu…  Bu iki kelime ve düşündürdükleri hayallerimi süslüyor uzun zamandır. Anadolu’yu öğrenmeye sevdalanırken en büyük eşlikçimin tren olacağını düşünmüştüm hep. Oysa aylarca yola çıkamadım güvenli mi olur endişesiyle…

23 Haziran 2014 Pazartesi

Rusya'nın Gizemi ve Beyaz Geceler -4-

Rusya’da Büyük Pedro’yla başlayan gelişimin izlerini takip ediyoruz. Bir ülkeyi görmek bazı şeylerin zihninize çakılmasına, neredeyse anlık tokatlarla farkındalık geliştirmenize neden olabiliyor. Örneğin St Petersburg’ta Peterhof Sarayı’nı gezerken kocaman bir salonda devasa tablolarla Çeşme Zaferi anılıyor hatta kutlanıyor olmasını yerinde görmek değişik bir duygu...

18 Haziran 2014 Çarşamba

Rusya'nın Gizemi ve Beyaz Geceler -3-

Moskova’ya gelip Nazım’ı ziyaret etmeden gitmek olmazdı. Hayalkırıklıkları yaşadığı bir ülkede mezarı Nazım Hikmet’in. En azından ziyaretçisi bol diye düşünüyorum, bırakılan çiçeklerden belli. Bizimle birlikte bildiğimiz en az 3-4 gurup var Türkiye’den gelen.

17 Haziran 2014 Salı

Rusya’nın Gizemi ve Beyaz Geceler-2-

Rus Edebiyatı dendiğinde akla ilk gelen Dostoyevski ya da en azından benim için öyle. Dolayısıyla bu ülkeye geldiğinizde Dostoyevski’ye dair daha çok şey görmek istiyorsunuz. Oysa hem Moskova hem St Petersburg’ta kafesinden, müzesine, evine kadar her yerde Puşkin adı geçiyor. Aleksandr Puşkin’in Rusya’nın ilk gerçek klasik yazarı olduğunu biliyordum, bunlara ilk gerçek romantiği, ilk büyük gerçekçisi sıfatlarıyla birlikte Shakespeare ve Goethe’yle modern Batı edebiyatının kurucularından biri sayıldığı bilgilerini de ekliyorum. Görebildiğim bu ülke için çok önemli olduğu.

Rusya'nın Gizemi ve Beyaz Geceler -1-

Sürekli aydınlığın algı kaymasına yol açtığı, neredeyse bitmeyen gündüzlerde hissettiklerimle ilgiliyim daha çok. Beyaz gecelerdeyim… Yıllar sonra tekrar elime aldığım Dostoyevski’nin romanı, bir tur adı olarak çağırınca karşılık vermeden durabilir miydim? Bu sefer yönüm kuzeye doğru… 

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...