İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2014 Cuma

Trenle Anadolu 2 - Ankara - İstanbul

Anadolu'm trenleriyle davet ediyordu epey zamandır nice güzelliğiyle tanıştırmak için. Oldukça romantik bir projeydi bana göre, heyecanla rayların peşinde giderken şehirler, kasabalar, köylerle en önemlisi de insanlarla tanışacaktım… Hiç plan yapmadan önce adım atıp sonra sormaya karar verdim. Öyle ya yola çıkmadan getireceği soruları bilemezdim. SamsunAmasya arasındaki tatlı güzergahtan sonra bir bir gelmeye başladı yolların soruları. Mesela “Trenle Anadolu” derken trendeki Anadolu’dan mı,  trenden Anadolu’dan mı ya da varılan Anadolu’dan mı bahsedecektim. Eşit olmalı diye düşünsem de hepsi ayrı bir projeydi. Hepsi ayrı ayrı, belki ilerde… Neden olmasın ? 

4 Mayıs 2014 Pazar

Abdulbaki Paşa Kütüphanesi (NAĞMEDAR) Zeytinburnu - İstanbul


Zeytinburnu’nda kahvaltı edilecek yer aranırken ilk önce Neyhane’nin adı geçti. Daha sonra Nağmedar dendi. Ve yola çıkıldı. Nedense aklımda salaş bir kahve imajı oluşuvermişti. Taburelerin olduğu, çay içip, getirdiğimiz erzakları yiyebileceğimiz… Merkezefendi Cami ve Mezarlığı’na geldiğimizde şaşırmadım değil. Hele Abdulbaki Paşa Kütüphanesi (Nağmedar) tabelasını okuyunca daha çok şaşırdım. Bu arada Neyhane’nin Nağmedar’ın eski adı olduğunu da öğrendim. Küçük bir yapıydı ve bahçesindeki birkaç mezarı geçerek içeri girdik. 

9 Ekim 2013 Çarşamba

Ahşap ve Sakıflı Camiler 2 - İstanbul



Günlük koşuşturmacaların içinde yanından geçerken şöyle bir bakıp yola devam ettiğimiz, hep sonra öğrenirim diye ertelediğimiz, ibadet etmenin dışında içine girdiğimizde incelemekten çok keyif aldığımız camiler… Dedim ya İstanbul bin bir sürprizi barındıran bir kutu, her açışta sunduklarıyla gözlerimi kamaştırıyor. İşte ahşap ve sakıflı ( ahşapçatı) camilerin ikinci kısmı… 

6 Ekim 2013 Pazar

Ahşap ve Sakıflı Camiler 1 - İstanbul


İstanbul içinde sonsuz sürprizlerin olduğu  bir kutu gibi. Her açtığınızda bambaşka güzellikleriyle karşılıyor, öğretiyor. Bir nefes alıp kendimi bırakmak hoşuma gidiyor. Bu büyülü kentle geçen hafta sonundaki buluşmamızda, Aya İrini’den sonra ahşap ve sakıflı (ahşap çatı) camilerle tanışmak çok keyifli ve bir o kadar öğreticiydi. 

2 Ekim 2013 Çarşamba

Aya İrini ve Soğukçeşme Sokağı -İstanbul


Aya İrini Topkapı Sarayı’nın dış avlusunda  yani Sur-ı Sultani içinde olmasına rağmen nedense hep yanından şöyle bir bakarak ve sarayın bir parçası olduğu düşünerek geçtiğim yerlerden biri oldu. İçine yalnızca bir kez girmiştim. O da işten çıkıp koşturarak gittiğim bir konser için… Aya Sofya ile komşu olan Aya İrini, Bizans’ın ikinci büyük kilisesi ve yapılan onarımlar sayesinde günümüze iyi durumda gelebilmiş. Kaynaklardan aynı yerde Roma dönemine ait Artemis, Apollon ve Afrodit mabetlerinin bulunduğu öğrenilmiştir. 

19 Kasım 2012 Pazartesi

İstanbul'da Bir Kültür Sanat Haftası - Kariye Müzesi ve İstanbul Modern-


Topkapı Sarayı, Arkeoloji Müzesi, Yerebatan Sarnıcı gidilse de tekrar gidilmek istenen ve mümkünse bir bilenle gezilmesi gereken yerler diye düşünüyorum. Buraları tekrar ziyaret etmeyi düşünürken Kariye Müzesi'ne rastladık Edirnekapı'da.

18 Kasım 2012 Pazar

İstanbul'da Bir Kültür Sanat Haftası (SSM)


Sabancı Müzesi her gidişimizde uğramaya çalıştığımız, mekan olarak insanı başka dünyalara götürürken, sergiledikleriyle de doyuran harika bir yer. Her ne kadar Picasso sergisine gidemesek de  Dali sergisinin tadı hala damağımızda... 

11 Mart 2012 Pazar

İki Günün İstanbul'u... 2

Her daim deniz kıyısını tercih eden benim atlamış olduğum bir yer Özgürlük Parkı. İtiraf ediyorum bu kadar güzel ve büyük olacağını hiç tahmin etmemiştim. Gidelim dendiğinde farketmez deyip onayladım hemen. Hani önemli olan arkadaşlarımla buluşmaktı, mekan geri pilandaydı. 

İki Günün İstanbul’u … 1


Çok sevdiğim yerler bile olsa,  zorunluluk ya da hüzünlü olaylar için gitmeye başladığımda soğumaya başlıyorum usul usul. Gitmek iç sıkıntısı, gerginlik yaratıyor. Bu hissiyattan biraz uzaklaşmak için günübirlik düşündüğüm İstanbul seyahatimi iki güne çıkardım.  

29 Şubat 2012 Çarşamba

Bir Yudum İstanbul


Ah be İstanbul hüzün verir oldun artık, sevinçlerin bile buruk. Öylece kalakalıyor insan, dolaşıyor sokaklarında ne gördüğünü biliyor ne işittiğini… Onca sıkışıklığın arasında bir kahve, bir dost sohbeti, belki biraz kitaba sığınıveriyor işte. İyi mi geliyor? Bilmem. Küsmek gelmiyor içimden sana. Gene de sana dair, senden gelecek haberlere dair umutlu olmak istiyorum.

8 Mayıs 2011 Pazar

Erguvanlar Arasında Mini Yemek Günlüğü2

Erguvanlarına doyulmaz şehirde gidelecek mekanlardan biri de Cezayir Restoranıydı. Hastaneden çıkıp ne yapalım derken hoop kendimizi burada buluverdik. Yeşillikler arasında rahat ve ferah bir mekan burası hani iyiki de gelmişiz dediğimiz. Yukarıdaki anlaşılacağı üzere somon ve karides eşliğinde yeşillikler, balzamik sosla ve Cezayir usulü patlıcan salata. Cezayir usulü olan farklılığını pek anlamasak da lezzetliydi her ikisi de : )

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Erguvanlar Arasında Mini Yemek Günlüğü1

 
Aksaray - Nişantaşı arasındaki zorlu, kısa koşuşturmalarımız arasında çiçeklerle donanmış erguvan ağaçları eşlik etti bize yollarda mutlulukla... Arada zaman bulunca kaçıverdik biraz alışveriş, biraz sevdiğimiz mekanlar derken geçiverdi zaman. Döndük işte ana kucağına, baba ocağımıza.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...