6 Kasım 2013 Çarşamba

İran Günlüğüm -1 (Meşhed, Tus)

Öyle bir ülke ki değil gitmek, bahsetmek bile ateşten gömlek gibi… Ne oldu, nasıl olduysa usul usul aklıma girip çağırdığında, bu çağrıya kayıtsız kalamayıp yola düşmeye hazırlanınca başladı herşey…


Bir yandan heyecanla gideceğimi anlatırken diğer yandan hep aynı tepkiyi alıyordum “ Ne yapacaksın, ne işin var orada?”  Bu sözlere son iki güne yani hicap alışverişine kadar kulak asmamıştım açıkçası, nedense o iki gün çok, çok fazla endişeyle geçti. 


İran’a dair okuduğum kitaplar üç hemcinsime aitti. Biri azmiyle hayranlık uyandıran bir vatandaşım, diğeri genç yaşında Avrupa’da yeni bir hayat kurmak zorunda kalmış bir yaşıtım, bir diğeriyse ülkesinin önde gelen entelektüellerinden biriyken devrimi desteklemiş ve sonrasında olan onca şeye rağmen ülkesinde kalabilmeyi başarmış nefis kadınlardan biri. Şafak Pavey, Marjane Satrapi  ve Şirin Ebadi… Onca acı, onca travma, ayrılık, savaş, yıkım,  ölüm…  Sahi “Ne işim vardı" benim İran’da!


Ve işte bu yazıyı çok güzel geçen bir gezinin ardından yazıyorum. Döndükten sonra bu kadar merak edilen, sorulan başka bir yere gitmemiştim sanırım. Ve cevaplara gelince, evet turistlere müsamaları yok, kapanıyorsunuz ülkeye girerken, hatta bir iki kutsal mekana girerken çarşaf yani çador giyiyorsunuz.  Evet toplumsal hayatta bir dolu kısıtlama var. Beni çok şaşırtan, düşündüren hatta bazen içten içe karşılaştırmalar yaptığım bir dolu başka şeyle birlikte…  Ve evet bir değişim var orada, buradan çok korktuğumuz o ülkede bunu o kadar bariz görebiliyorsunuz ki acaba birkaç sene sonra nasıl olacak diye merakla sormadan edemiyorsunuz!


İlk durağımız Doğan Güneşin Ülkesi anlamına gelen Horasan eyaletinin başkenti Meşhed. Havaalanından itibaren dikkatimi çeken tek şey kadınların giyimi! İlk gün olmasının etkisiyle de cümlelerim “aaa dizüstünde bile değil bu kazak, üstündeki mont ne küçük, saçlarının yarısı açık, hadi canım” şeklindeydi. Kaç gündür kabusum olan şeye gittikçe abartarak şaşırıyordum, sonra alıştım tabii. Tabii ki çarşaflı kadınlar da vardı ama kapısında “we love hicap” yazan oteldeki ilk izlenimim buydu. Ah bir de yukarıdaki gibi tablolar otelin lobisinde, satılık ibareleriyle!  (Lütfen fotonun üzerine tıklayıp bakar mısınız tabloya, benim kadar şaşıracak mısınız merak ediyorum ) 


 “Şehit edilme yeri” anlamına gelen Meşhed her yıl 100.000 den fazla hacının ziyaret ettiği önemli bir dinsel ve siyasal merkez. Şii mezhebinin On İki İmam’ından sekizincisi olan İmam Rıza’nın burada şehit edilmesiyle adını almış. İmam Rıza, Harun Reşit için yaptırılan türbenin yanına gömülmüş. Yüzyıllar içerisinde saldırılara uğrasa da devamlı onarılmış, yeni ilavelerle genişlemiş. Meşhed’in kaderinin bu türbeye bağlı olarak geliştiği söyleniyor. 


İlk durağımız Astan Kuds'a (Estan-ı Gods Rezavi Külliyesi) ancak çadorla girilebiliyor. Tam namaz vakti olduğu için avluda halılar yayılmış, namaza durulmak üzere, namazdan sonra kadınların halılar üzerinde kalarak sohbet etmeleri çok hoş bir görüntü veriyor.Evet hepsinin çadorları siyah. Burada fotoğraf çekmek yasak ama cep telefonunu içeri sokabildiğiniz için çekilebiliyor. İmam Rıza türbesine doğru girdiğimizde çok kalabalık, kendilerinden geçip demirlere tutunan, secdeye varan, kenarlarda dualar okuyan çok kadın var. Yanlış hatırlamıyorsam aynalarla ilk burada karşılaşıyorum.Ve ilk ve tek olarak kenardan çıkmış saçım burada düzeltiliyor. Yok, yetkili biri tarafından değil. Onun dışında sürekli gülümseyenler ve nereden olduğumuzu soranlar var. Yabancı olduğumuz belli üzerimizde açık renk çarşaflar var çünkü. Daha sonra nefis kapı ve halı müzelerini de geziyoruz.  Burası ve daha sonra gezeceğimiz çadorla girilmesi zorunlu olan bir yerde daha dikkatimi çeken kütüphane olması. Altın türbe ve altın minareler fotoğraf için iyi malzeme olabilirlerdi ama yapacak bir şey yok! İnat etmeyip yeni nesil cep telefonlarından almalı artık.


Unutmadan,  bir üst fotoğraftaki taşlardan her cami kenarında var. Namaz kılarken secdede alnınızı değdirmeniz için.

Meşhed şandiziyle ünlü. Bugüne kadar yediğim en güzel terbiye edilmiş kuzu pirzolanın adı şandiz. Tüm gezi boyunca aklımdaydı desem eminim kimse şaşırmaz… 


Meşhed’ten sonra sırada Tus şehri var. Şahname yazarı Firdevsi burada doğmuş. Daha önce sadece adını duyduğum Şahname’nin İran halkı için çok önemli bir yeri var. Öyle ki Firdevsi’nin mezarı müzeleştirilmiş. 


73 kiloluk orijinal el yazması mevcut olan müzenin duvarlarında kitaptan yapılan canlandırmalar var. Ve akşam saati olmasına rağmen insanların gelip gezmesi, fotoğraf çektirmesi değişik geldi. Tamam İran halkı için çok önemli ama ne bileyim yazar sonuçta! Doğru anlaşılmak için aynı şey Sadi’nin ve Hafız’ın türbeleri için de geçerli olduğunu söylemek istiyorum.


Rusya’nın soğuk savaş döneminde batıya kapalı kaldığı için kültür düzeyinin yüksek kaldığı söylenir ya. Hani operadan, klasik müziğe, baleye, edebiyata gittikçe güçlenmiş, popüler kültürden uzak kalmıştı. İran’da ambargo desem değil, nispeten kısa sürede olan bir şey bu çünkü.  İslam Cumhuriyeti her şeyi yasakladığı için edebiyata sahip çıkmışlar desem değil.  Mesela burası 1979dan önce yapılmış. Neyse aklımda öylesine kalsın en iyisi bu soru da…

Öte yandan İran ve Türkiye,  yakın dönemde hemen hemen aynı tarihlerde değişikliklerin olduğu iki ülke. Mesela '23'te Türkiye'de Cumhuriyet ilan edilmiş, '25'te Pehlevi'ler gelmiş. '79'da İslam Cumhuriyeti kurulmuş İran'da, Türkiye'de '80'de darbe olmuş. Selçuklu Devleti bambaşka bir konu. Evet kafam biraz karışık İran günlüğümü yazmaya yeni başladım. 10 günlük bir geziyi yazmak gerçekten çok zormuş. Barış ve sevgi dolu günlerde, yeni yazılarda görüşmek dileğiyle...  

32 yorum:


  1. Aaa görünmüyordun demek bundanmış. Gitmek isteyeceğimi sanmıyorum ben de. Ama gidenin izlenimlerini okumak güzel

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim, son birkaç yıldır gitmeyi çok istedim, bir şekilde nedenler üst üste bindi tavsiye ederim gerisini facede yazdım zaten

      Sil
  2. Müthişsin,seninle gezdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim, teyzelerin bi tanesi senin yorumun mu bilemedim ?

      Sil
  3. Günaydın sabırsızlıkla 2,3, ve 20 yi bekliyorum kitaplarda kesin edeceğim ellerine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yazarken zorlanmam ama diyorum ya biraz ateşten gömlek işte zorluyor : ) yok ben 3 en fazla 4 'te bırakayım : ) sana özel anlatırım olmadı : )

      Sil
  4. İran'ın izinden gidiyoruz artık.
    Bence her ülke her kültür gezilmeli. Gezmek, görmek , şahit olmak. Çok şanslısın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler, gezen daha çok biliyor ...

      Sil
  5. Görmek isteyip cesaret edemediğim bir ülke üniversite arkadaşlarım vardı İrandan ama o günden bu güne çok şey değişti orada kalemine sağlık adaşım sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim, yapılarıyla büyülüyor

      Sil
  6. iyi yapmışsın Mine'cim, keyifli yeni yolculuklara..Güner

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. olsun olsun yenileri de sırada olsun bir güzel, sağlıkla birlikte tabii : )

      Sil
    2. aaa evet senin de bir Samsun'a gelme borcun vardı değil mi : )P

      Sil
  7. Ben de cok merak ediyordum. Cok sevdigim bir iranli arkadasim var, memleketini görmek güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öyle bir arkadaş rehberliğinde gidebilmek çok keyifli olsa gerek, tavsiye ederim

      Sil
  8. Yazı seri halinde olacak sanırım, merakla bekliyorum bende devamını.:) Bir dönem İranlı bir erkek arkadaşım olmuştu, o namaz kılarken bir taş olduğundan bahsetmişti ama onu hep farklı hayal etmiştim, demek böyle bir şeymiş.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hayal etmeyi seviyoruz : ) ufak taşlar var herbirinin üzerinde farklı şeyler yazan benimkinin üzerinde Allah yazıyor dendi

      Sil
  9. bende devamını beklemektyeim yazının:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim umarım beğenirsin

      Sil
  10. Şafak Pavey son zamanlarda dikkatimi çeken bir kadın.
    İlk önce ben de araştırıp okuyup gitmek istiyorum.
    öyle bir istek uyandı sayende içimde.

    çok teşekkürler Mine

    YanıtlaSil
  11. Canım yüreğine sağlık gitmiş kadar oldum harikasın,sevgiler...

    YanıtlaSil
  12. ters oldu biraz, sondan başlayıp günlüğün ilk sayfasına geldim ama heyecanımdan birşey kaybetmedim.
    İmrendim alışılmışın dışına çıkmana. Çekici ve çarpıcı fotoların ve gezi notlarını paylaştığın için teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne hoş bir yorum çok teşekkür ederim devamını da okuman dileklerimle...

      Sil
  13. valla ilk görünce ben de ne işin var orda diye düşündüm. aşşalara inip ilk yazından başladım okumaya şimdi. sırayla okuyayım!

    YanıtlaSil
  14. Mine hanim evet iste o zaman bu zaman,bende sizi okumaya yeni baslayabildim!

    Aslinda ilk okudugumda Iran kelimesi bile beni ürkütmüstü,nedeni tabiki önyargilar,asiri tutumlari v.s.,hem eskiden izledigim bir filmden kalma bir fobiydi acikcasi.

    Simdi ise ilk kez bir Iran gezisi günlügü okumaktayim,saskinim evet ama merakla devam edicem,gezi yazilarini cok seviyorum, beni alip oralara götürmesi cok hos,ayrica sizinde öyle ünlü yazarlarin dogdugu yerleri görmeniz,oralarda bulunmaniz cok hos birsey,bende isterim birgün insallah...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne güzel ne tatlısınız teşekkür ederim okuduğunuz yorum yaptığınız için sevgiler

      Sil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...