23 Ocak 2018 Salı

Yaratma Cesareti - Rollo May ( kitaplardan alıntılar)


“Toplumsal eleştirinin (moral cesaretin) bu kadar yaygın, yaratıcılığın (yaratıcı cesaretin) bu kadar düşük olduğu bir toplumda yaşamamızın nedeni, sanatçılıkla entelektüelliğin (bu kadar ucuza) satın alınması değil mi? Batıdan ödünç alınmış, doğum yeri bu toplum olmayan, olgunlaştıklarında isim kazanarak kültürü zenginleştirmiş bir yığın nitelik, suda yüzer gibi yüzüyor toplum içinde, yapıştırılacak yüklenecek kişi arayarak. (Bilinmişi) bildiğini göstermek, (görülmüşü) gördüğünü göstermek yeterli (mi?) Ondan sonrası aşağıya oyun, yukarıya oyun.

22 Ocak 2018 Pazartesi

Filozofun Mutluluk Seyahatnamesi -Daniel Klein



Elli yaşım, çok yakınımda gelmemi sabırsızlıkla beklerken hiç acele etmiyorum doğrusu. Ama zaman bu, hızla geçip gidiyor. Ve zamanın koşturma halinin fena halde fark edildiği yaşlardayım. Gençliğimin sonsuzluğu çoktan geçip gitmiş, adım adım başka bir yöne doğru gidiyorum. Öyle ki kimine göre çok yaşlıyım! Aklımın bambaşka yerlerde olduğu şimdilerde elime geçen kitabın konusu önce gülümsetti, devam ettikçe ihtiyarlık denen sürenin geçirilmesi, “ebedi gençlik” mottosu, bu konuda özellikle Epikuros’un söylediklerini okumak iyi geldi diyebilirim. Gerçekten insan ömrünün son kısmı denilecek yaşlarını nasıl geçirmeli. “Genç”miş gibi davranmaya devam edebilmek için takviyelere, operasyonlara mı boğulmalı yoksa her yaşın keyfini sürmek için iç sesini dinleyip doyurucu bir yaşama mı yönelmeli. Epikuros’a bu noktada bayıldım diyebilirim. Ama bunun bir dengesi olmalı diye düşünmeden de edemiyorum… Sahi siz ne düşünüyorsunuz?

19 Ocak 2018 Cuma

Trenle Anadolu...


Canım Anadolum trenle seyahat etmek için öyle güzel rotalara sahip ki... Trenle Anadolu güzergahlarım için tık tık 

18 Ocak 2018 Perşembe


Sanki o sokaklar hiç bombalanmamış, sanki açlık, yoksulluk kol gezmiyor ortalıkta, sanki duvarlardaki şehit afişleri masal kahramanlarına ait... Hayat, çocuk gülüşleriyle sürüyor, içimizde çiçekler açtıran... Taptaze umutlarla geleceğe bakmamızı sağlayan... Nefis haberlerle gelen bir cuma ve haftasonu olsun... 

16 Ocak 2018 Salı


bir cami – türbede bağdaş kurmuş oturuyorsun.  gelen geçen…  kimi turist kimi ibadet için gelmiş kimi bir köşede oturmuş sohbet ediyor kimi uyuyor. duvarlarda nefis çiniler... zihninin karanlıklarından çinilere bakarak dolaşıyorsun usul usul... diyelim ki bugün aklın karmakarışık, seninle hiçbir ilgisi olmayanlardan yorulduğun bir gündesin diyelim… o ışığı içine çekmek, o ana gitmek iyi gelecek biliyorsun.. gözlerini kapatıp sözlerinle ışığı buluyorsun... 

15 Ocak 2018 Pazartesi




"Aslında Tasso yaşının her yılını gösteriyor, yüzü ve boynu derin çizgilerle dolu Yine de burada hala yakışıklı, ihtiyar bir yakışıklı kabul ediliyor. 'Yaşını yüzünde taşımayı' iltifat sayıyor. Albert Camus Düşüş adlı romanında, 'Heyhat, belli bir yaştan sonra her insan kendi yüzünden sorumludur,' derken de aynı noktayı vurguluyordu. Yüzün kişiye dair gerçekleri anlattığını söylüyordu: Yüzü, kişinin yaptığı seçimlerle bu seçimleri izleyen yaşanmışlıkları yaratıyordu. Adalılara bakılırsa, zorlu mücadelelerden geçmiş kişilerin, yaşlandıklarında zarafetle biçimlenmiş yüzleri oluyordu. Tasso'nun her çizgisiyle hak ettiği yüzü ve bu yüzün kaba güzelliği yaşadığı hayatı bire bir ifade ediyor." Sh12

Kitap Adı : Filozofun Mutluluk Seyahatnamesi - Daniel Klein

14 Ocak 2018 Pazar

Kültür ve Direniş – Edward W. Said


WadadMakdisi Cortas okurken damadı olduğunu öğrendiğim Edward Said’i hiç okumadığımı fark ettim. Algının seçiciliğiyle olmalı, raflarda görür görmez hemen aldım. Gerek Said’de gerekse Maalouf’ta fark ettiğim bir şeyi öncelikle belirtmeliyim sanırım. Said, Filistin’den bahsederken “biz” diyor, aynı zamiri Amerika için de kullandığını okurken Maalouf geliyor aklıma… Kökenlere, aitliğe dair söyledikleriyle… Genç yaşta ayrıldığınız doğduğunuz ülkeye aitken hayatınızın çok büyük bir kısmını geçirdiğiniz ülkeye de aitsiniz. Kişiliğinizi etkileyen yaşadığınız yerler, dolayısıyla birini tanımlarken hepsi dikkate alınmalı… Oysa milliyetçilik ağır basar ve yurtdışında doğmuş, büyümüş ya da hayatının büyük kısmını orda geçirmiş insanların aitliğini sahiplenmek daha kolay gibi gelir çoğu zaman…

Yüzyıllar boyunca yaşamadıkları toprakların kendilerine vaat edildiğini söyleyerek sahip çıkan bir halkla ülkesizleştirilmeye çalışılan diğerinin hikayesi diye başlasam yazmaya… Ne çok şey var söylenecek… Osmanlı’dan sonra İngiliz Mandasına giren Filistin topraklarında aldıkları yerlere yerleşen, 2.Dünya Savaşı’ndan sonra da devlet kurmalarına izin verilen Yahudiler bu toprakları kendilerine ait olduğunu iddia ediyorlar.

11 Ocak 2018 Perşembe

4 Ocak 2018 Perşembe

Oyun ve Gerçeklik


Belki işimin bebek ve çocuklarla ilgili olması belki yayınevinin bu serisini sevmiş olmam ya da belki sadece isminin hoşuma gitmesiyle almış olmalıyım. Gerçeklik ve yanılsama gibi bir bağlantıdan yola çıkmış olabilir miyim? İnsan doğasıyla ilgili geçmiş yüzyılda yapılan tartışmaları okumak, fikir yürütmek, bir bebeğin gelişimiyle ilgili bilgi sahibi olmak heyecan veriyor şimdilik... Nefis bir perşembe olsun o zaman, gelecekte güzel tbt lere konu olacak olan...

2 Ocak 2018 Salı

EskiÇağ'da Kadın - Binnur Çelebi


“Stanton, kadınların bir defa yönetime geçmelerine izin verilmesi halinde “nihayet cahilliğin, yoksulluğun, suçun var olmadığı bir medeniyete” sahip olunacağını, yani, anaerkilliği “barışın ve bolluğun altın çağı”, ataerkilliğin ise “tiranlığın, savaşların ve toplumsal hastalıkların kaynağı” olarak göstermekdir. Stanton ayrıca, “yönetimde her iki cinsin de eşit olarak söz sahibi olacağı iki cinsiyetli dönemin de geleceğini ileri sürmektedir.” Sh 96

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...