23 Ekim 2018 Salı

MUSTAFA KEMAL - Yılmaz Özdil



"Mısır Feministleri Birliği Başkanı Hüda Şaravi "bu kongre bizim için bayramdır." diyordu. Bütün şark'ta kadın haklarını tanıyan ilk ülke Türkiye'dir, İslam  kadınlığı kurtuluşunu Atatürk'e borçludur, Türkler O'na Atatürk diyor, bizim için yetmez, O bizim için Ataşark" diyordu."

Türk Kadınlar Birliği Başkanı Latife Bekir, konuşmasını Fransızca yaptı. "Türk kadınını haremin kafeslerinden kurtarıp, parlamento kürsüsüne getiren, Türk kadınını erkeğinin yanında hak ettiği yere davet eden Mustafa Kemal Atatürk'e minnet borcumuz var" dedi. 

21 Ekim 2018 Pazar

MUSTAFA KEMAL - Yılmaz Özdil



Bir cümleyle geçer kimi olaylar tarih kitaplarında... Trablus'a gitmiştir Mustafa Kemal denir. Günümüz teknolojilerinin olduğunu varsayar, uçağa bindi gitti diye düşünürüz çoğu zaman... Oysa;

"İstanbul'a tayin edildi.
Tam o günlerde İtalyanlar Trablusgarp'a saldırdı.
Osmanlı'nın mecali yoktu, asker gönderemiyordu.
Ege'ye Akdeniz'e çıkamıyordu.
Erzak bile gönderemiyordu.
Vaziyet hazindi.
Yurtsever subaylar birer ikişer yola düştü.
Mısır üzerinden Trablusgarp'a gitmeye başladılar.
Onlarda biri Mustafa Kemal'di.
İlk savaşıydı.

19 Ekim 2018 Cuma

MUSTAFA KEMAL - Yılmaz Özdil



Bir kopukluk var... Bilmemekten hatta bilmek istememekten kaynaklanan... Bu ülkede Kurtuluş Savaşı'nı neden yaptığımızı, dedelerimizin, ninelerimizin neler yaşadığını bilmediğimizi farkettiğimde "hadi canım" dedirten... Farklı ülkelerin bağımsızlık savaşlarını ya da liderlerini öğrenip, güya örnek almaya çalışırken yaşadığımız hayranlık, üzüntü şaşırtan...  Mucize gibi kazanılan Kurtuluş Savaşı'ndan sonra kurulan Cumhuriyet'in geleceğe dönen yüzünü fark edememek cehalet değil mi sizce? Burnumuzun dibinde, bu topraklarda yaşananları öğrenip anlamaya anlatmaya çalışmak ilk görevimiz. Hepimiz birlikte çok ama çok acıdık, kendimizi bu toprakları sağaltmanın ilk koşulu okuyup, öğrenmek... Farkında mısınız?

Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu - Şermin Yaşar



Canım kadın... Bizleri hayatına dahil ettiğin, sevinçlerin kadar acılarına ortak ettiğin için teşekkür ediyorum... Öyküler hakkında yazılacak bir dolu şey var, o duyguların bize nasıl geçtiği mesela... En iyisi sadece okunmasını tavsiye edeyim...

"Hayat ne biriktirir bizim için?

Kırık dökük aşklar, yaşanmamışlıklar, olmamışlıklar, bir çocukluk anısına teğellenmiş hüzünler, aşkın sonsuz bekleyişleri, ayrılıklar, kentler, köyler, yollar, rüzgarlar, gündoğumları, biraz keder, biraz da neşeyle çatılmış evler... Hayat bizim için saklamaya hazır olduklarımızı, bize yakışanları, ihtiyacımız olanları ve bizi büyütecekleri, bizi biz edecekleri biriktirir...

Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu gidenler için bir ağıt, kalanlar içinse bir şiir, biriktirilmiş insan öyküleri...

Şermin Yaşar, Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu'nda o çok özlediğimiz "insan"a bütün görkemiyle geri döndürüyor bizi. Hazırlayın yüzünüzü. Gülüşünüzün yanına biraz da keder koyun, okurken biraz da ondan alacaksınız, biraz bundan. Kıtlama çay içer gibi..."

16 Ekim 2018 Salı

HAVA Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları - Buket Uzuner


Bir kitabı okurken hissettiklerinizi, öğrendiklerinizi ve daha bir dolu şeyi yansıtmak istiyorsunuz kelimelere. Yani son sayfadan sonra anlatayım, paylaşayım diyorsunuz ama geçen zamanla belki de o etkiyi veremiyorsunuz. Çoğu zaman okurken not alayım diyorum ki kimi kitapları okurken not alıyordum da. Altlarını bile çizmeye üşenip, kenarlarını kıvırıyorum sayfaların çoğu zaman... Okumak tembel işi galiba ya da benim için öyle. Hava kitabını yazmaya başladığımda kalakaldım bir an. Sonra kendime yol açmak için şehir merkezine yöneldim. Genelde tercih ettiğim gibi tren istasyonundan gelmiştim Cumhuriyet Meydanı'na... Öyle sayın... Giriş yapmış olayım...

9 Ekim 2018 Salı

Freud ve Avrupalı Olmayan - Edward W. Said



Geçmişe, başlangıca, "ilk"e dönmekle, ilk oluşumu aşamalarla tekrarlayarak şifaya yönelme ilkel toplumlarda uygulanan bir tedavi yöntemi. Kadim toplumlarımızdan günümüze kalan, farkında olmadan uyguladığımız ritüeller de öyle. Freud'un "psikanaliz"le böyle bir tedavi yöntemi keşfettiğini öğrendiğimde gülümseyerek şok geçirmiştim. Mitler, Rüyalar, Gizemler'de, Mircea Eliade beni gene sallayıp savurmuştu işte. Freud da başa yani neredeyse doğuma dönüyordu, anlattırarak, tekrar yaşatarak tedavi ediyordu. Modern zamanların küçümsediği ya da masal olarak kabul ettiği mitlere dair öğrenmenin sonu yok. Hele de günümüzdeki izlerini takip etmenin verdiği keyif bambaşka olunca...

7 Ekim 2018 Pazar

Altın Ev -Salman Rushdie



"Böylece annemle babamın bindiği arabaya binmedim ve bugün hayatta olmamın tek nedeni bu. Hayat da ölüm de anlamsız. Hiçbir önemi olmayan, hiçbir şey öğretmeyen nedenlerden dolayı gerçekleşiyor ikisi de. Dünya da bilgelik falan da yok. Hepimiz kaderin soytarılarıyız. İşte dünya burada, çok güzel ve birlikte burada olduğumuz için çok şanslıyız ve çok aptalız ve başımıza gelenler de aptalca ve aptalca şansımızı da hak etmiyoruz." S.184

26 Eylül 2018 Çarşamba

Labirent - Burhan Sönmez



Bir gece yarısı... Evi saran dem kokusuyla yudum yudum okuyorsunuz,  sayfaların arasında kaybolduğunuz zamanlar... Ya da bir parkta sonbahar yaprakları arasında ya da deniz kenarında hafif rüzgarın eşlik ettiği... Cümlelerden sarhoş, başınızı kaldırdığınızda nerede olduğunuzu anlamaya çalıştığınız... Tüm algınızın açık olduğu nefis zamanlarda bir "labirent"te  kayboluyorsunuz düşünün...

13 Eylül 2018 Perşembe

Yakın Tarihin Gerçekleri - İlber Ortaylı



Dinler tarihiyle ilgilenirken Ortadoğu girdaplarında yüzmek kaçınılmaz. Binlerce yıllık geçmişten günümüze doğru yol alırken ister istemez, Ortadoğu'daki Osmanlı İmparatorluğu'na takılıyorsunuz. Bu dönemde Araplar, geçmişte Araplar derken biraz kuzeye doğru kaydığınızda Anadolu. Adım adım gezmeye çalıştığınız toprakların, aynı imparatorluk çatısı altında pek de merak etmediğiniz bölgelerle birbirini nasıl etkilediğini öğreniyorsunuz. Hal böyle olduğunda Balkanlar, Anadolu, Ortadoğu, Avrupa, Asya birbirlerine etkileri bakımından bir bütün. İlber Hoca'yla Yakın Tarihin Gerçekleri'ne bakarken öğrendiğiniz konulardan en önemlisi belki de bu.  Orta Asya'dan İran'a, Anadolu'ya Balkanlar Avrupa'ya uzanan Türklerin yanında diğerlerini anlamaya çalışmak da başka macera...

11 Eylül 2018 Salı

Dublinliler - James Joyce



Koşturup duran çocuk sesleri, adımlarına karışan rüzgarın uğultusu, yaprak hışırtıları... Uzak bir diyardan, başka bir yüzyıldan insanlara dair hikayeler... Yalnızlar, çaresizler, sarhoşlar, iyileştirmeye çalışanlar, sömürülenler... Kaybetmek alın yazısı gibi, hepsinin yanı başında... Bir son yazmaya bile gerek görülmeyen, sokaklarda, evlerde, tren raylarında geçenler.. Birinden diğerine doğru adım adım ilerliyor kadın, yüzüne çarpan rüzgar, avamdan çocukların neşeli sesleri çevresinde, yüzü ağaçların ardındaki denize dönmüş... Aradan geçen bir yüzyılda değişenler... Kaybetmek kader mi diye tekrar ediyor, yüzünü neşeli çığlıklarıyla koşturan çocuklara dönmüş... Kaybetmek kader  mi?

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...