14 Ocak 2017 Cumartesi

Sıfır Noktasındaki Kadın - Neval El Seddavi


Bir gece yarısı, zihnimde bıçak keskinliğinde bir hisle kalakalıyorum. Biliyordum acıtacaktı, uyutmayacaktı, karmakarışık olacaktım günlerce. Biliyordum… Ama bu kadar değildi beklediğim. Bu kadar keskin, net ve sert ve derin!

Karşımda minicik bir kız çocuğu, çok zeki, gözlerinin derinliğinde dünyayı biriktiren. Biran yazar, Firdevs’in yanına teyple mi girdi diye düşünüyorum. Böylesine güçlü bir anlatımı Firdevs’e yakıştırıyorum ama sonra Neval El Seddavi’nin tıp doktoru olduğunu ve psikiyatriyle ilgili bir araştırma için hapishaneye gittiğini hatırlıyorum. O küçücük kız çocuğunu almış, yeniden doğuruyor her seferinde. Yalnızca bebekken her  düştüğünde kaldıran annesinin gözlerindeki ifadeyi her gördüğünde, o karanlığın içinden tekrar doğuyor Firdevs. Önce İkbal’e sonra İbrahim’e annesine duyduğu bağlılığı hissediyordu belki de…

11 Ocak 2017 Çarşamba

İnce Memed 1 - Yaşar Kemal


Güneşte ışıldayan öbekleri merak etmiştim uçaktan. Sıklıkla tekrarlanıyordu. Yolumuz Kars’a doğruydu. Anadolu’yu adım adım öğrenmeye sevdalanmıştım bir kez. Sonra her bir parıltının saç dam olduğunu farkedince çok utandım. Her bir öbek, bir köydü. Her damın ayrı hikayesi vardı. Küçücük dünyaların kocaman hikayeleriydi belki de. Ve damların metal değil toprak olduğu bir zamana doğru kaydım işte. Kuzeyden güneye doğru… Aklıma işlenen renkleriyle, kokularıyla, Anavarzası’yla güneye doğru… Oraları görmeden, tekrar okumam diyordum. O kadar renk olabilir mi doğada diyordum. Adana, Anavarza, Çukurova’ya gittim. Renklerin ve kokuların insandan değil doğadan geldiğini defalarca gördüm, kokladım. Üstelik tüm Anadolu’da… Doğadan öğrendikleriyle doğayı yok eden insan!Şimdiyse Toroslar’a dönme zamanı. Toprak damların içindeki, sarp kayaların ulusundaki kocaman hikayelere tanıklık etme zamanı. İnce Memed’le tanışma zamanı…

7 Ocak 2017 Cumartesi

Ayışığında "Çalışkur" - Haldun Taner


Her katta yanan ışıklar, gecenin karanlığına eşlik eden… Evlerden taşan hikayeler… 

İstanbul, yıl 1954… Dolunayın güzelliğinde, bekçi bir sigara yakar ve hikaye başlar. Çalışkur apartmanında oturanlar ve o gece tesadüfen orada olan fakir bir çifte dair… Kısacık bir öykü… Ve Haldun Taner’in okuduğum ilk kitabı…

3 Ocak 2017 Salı

Yabancı - Albert Camus


Acıların üst üste geldiği, herkesin birbirini kızgınlıkla, saldırarak eleştirdiği zamanlardayız. Terörün kol gezdiği, insanların birbirlerine olan güvenlerinin sarsıldığı zamanlar… Ölüm haberi almak korkusuyla başlanıyor her güne, sevdiklerimizi ve hayatımızı kaybetme korkusuyla… Şehitlerimize dualar ediyoruz, terörü yok etmek istiyoruz. Bir noktadan sonra hayat kısıtlanamıyor devam ediyor. Bu noktada Mersault gibi tepkilerimiz diye düşünmeden edemiyorum bazen, devam ediyoruz, devam etmek zorundayız… Öte yandan sürekli ne yapabileceğimizi düşünerek olmalı bu ve birbirimize kenetlenerek…

28 Aralık 2016 Çarşamba

Darbenin Kayıp Saatleri – Mete Yarar – Ceyhun Bozkurt


İlk gençlik yılları, çılgınlar gibi U2 dinlediğim zamanlar… Ve “Amerika’yı anlamaya” çalıştıkları albüm tanımlaması… Bir ülkeyi, hele de Amerika’yı anlamaya çalışmak benim için çok yeni bir kavram o dönem. Yıllarca dönüp durdu aklımda. Bir otuz yıl sonra U2’nun solisti Bono, anlamaya çalışmayı bırakıp önemli olanın insana yardım etmek olduğu varsayımıyla yoluna devam ediyor. Ne yapabilirsem kardır mantığıyla herkesle barışıp harika işlere imza atıyor… Çeyrek yüzyıl sonra benim de düşüncelerim aynı. Kendimi, toplumu, ülkemi, dünyayı anlamaya çalışmaya ısrarla devam ediyorum. Ama önemli olanın bizi besleyen topraklara olan borcumuzu ödemek olduğunun farkındalığıyla…

22 Aralık 2016 Perşembe

Kısas-ı Enbiya – Orhan Duru


Minyatürlerle ilgili kitapları alırken kasanın yanında duranlara göz gezdirdim ister istemez. Ve almadan edemedim Kısas-ı Enbiya’yı. Mitoloji ya da dinler tarihi dendiğinde hep aynı konuların geçtiği ya da bu konuların ille de belli kesimlerin tekelindeymiş gibi davranıldığı şu dönemde tatlı tatlı okunan bir kitap. Bildik konular, bildik hikayeler olsa da tekrar tekrar okumanın beslediğini düşünüyorum, en azından kendi adıma… Kitaptaki çizimleri incelemeye çalıştım ama maalesef aklımda bir dolu soru işareti kaldı. Belki daha iyi anlayan biriyle bakmak hoş olabilir.

20 Aralık 2016 Salı

Ses ve Öfke – William Faulkner



Hemen her toplum, farklı zamanlarda da olsa belli aşamalardan geçmiş. Okuduğunuzda içinizi sızlatan, kabınıza sığmaz hale getiren hikayeler aynı gibi geliyor bazen, farklı toprakların kokusunda, isimler farklı, deri renkleri farklı olsa da aynı işte… “Bilinç akışı” tekniği bu yüzden denenmiş olabilir mi sahi? Hikayelere farklılık katmak için. İlk defa Engin Geçtan’ın seanslarından sonra aklına gelenleri aktardığı romanlarında karşıma çıktığını düşündüm ama değildi. Burada yazar, karakterlere bilinç akışı tekniği uyguluyordu yani onların düşünce akışlarına göre yazıyordu. Bu gerçekten çok zor hele de zihinsel engelli bir karakteriniz de varsa olay örgüsünde…

27 Kasım 2016 Pazar

"Her Şey" Ayrı Yazılır - Küçük İskender



Radyo, benim gibi yalnız büyüyen ve fazlasıyla asosyal olan çocuklar arasında pek popülerdi. Üniversiteden sonra yerleştiğim, kocaman mavi şehirde, gene asosyalliğimin etkisiyle olsa gerek radyo programları vazgeçilmezdi. Hafta sonu Ali Poyrazoğlu’nu dinlemek doyumsuzdu desem. 2000 yılından bahsediyorum. Eşyası çok az evde bağdaş kurmuş radyo dinlerken tanıştım Küçük İskender’le… Adını falan bilmeden muhabbetine katılır buldum kendimi sürekli. O zamanlardan, çok özel Küçük İskender benim için.

19 Kasım 2016 Cumartesi

OKULSUZ BÜYÜMEK – Ben Hewitt


Evde öğretim ya da okulsuzluk ilgi odaklarımdan biri uzunca bir süredir. Evet çocuğum yok, davulun sesinin uzaktan gelişinin de farkındayım ama bunlar çocuklarla ilgi düşünmemi engellemiyor. Hele de koruyucu ailelik gibi nefis projeler de ilgi odağımdaysa. Bu konu hakkında konuştuğumuz arkadaşlarımdan gelen tepkiler “ya doktor olmak isterse”, “ya bir şirketin başına geçtiğinde”, “ya da arkadaşları nasıl olacak” gibi sorular. İçimden, bu yöntemi tercih eden kişiler belli sosyal statülerle ilgileniyorlar mı gibi sorular geçiyor bazen. Ya da hepimizin mahalle ve okul arkadaşları ayrı değil miydi, arkadaşlar sadece okuldan mı oluyor? Böyle bir yöntemi seçmek gerçekten cesaret ve kararlılık gerektiriyor. Yapabilir miydim, yapabilir miyim bilemiyorum ama inceleyip sonuçlara varmak ve yalnız çocuklar için değil kendim için de uygulanabilir kısımlar çıkartmak çok iyi geldi.

11 Kasım 2016 Cuma

Tembellik Hakkı – Paul Lafargue


Adını her gördüğümde yüzüme oturan gülümsemeyle okumalıyım diyordum. İtiraf ediyorum, tembelliğe methiye olduğunu düşünüp, almayı erteledim. Ta ki bir rafta görünceye kadar, evet istediğim yayınevinden değildi, gene de ısrarı karşısında dayanamayıp aldım. İyi ki de almışım. İlk sayfalardan itibaren bambaşka bir konuyla karşılaştım…

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...