10 Şubat 2019 Pazar

Hikaye Avcısı - Eduardo Galeano



 "Ben de bir çocuk oldum, "Tanrı'nın bir melekçiği'ydim.
Okulda öğretmenimiz bize, İspanyol fatih Balboa'nın Panama'daki bir zirveye çıkıp bir tarafta Pasifik Okyanusu'nu, diğer taraftaysa Atlantik Okyanusu'nu gördüğünü öğretti. Kadın öğretmenimiz bize onun iki denizi aynı anda gören ilk insan olduğunu söyledi.

Ben elimi kaldırdım:
"Senyorita, senyorita."

Ve sordum:
"Yerliler kör müydü?"

Okuldan ilk kovuluşum oldu" Sh 236

Terk edilmiş, yitik, tozlu sokaklar geliyor aklıma, güneşin hüzünle doğuşunu izlerken... Geçmişin şaşalı günlerini anımsamaya çalışarak parıldamak istiyor. O neşeli  kalabalığın nerede olduğunu merak ederek... Öncesi mi yerliler! İnsan olarak anılmayan, medeniyet için katledilen yerliler...

Doğduğum coğrafyada gece sabaha devrediyor nöbetini... Az sonra dinginlik yerini bir karmaşa, koşturmaya bırakacak... Evi saran nefis demli çayın kokusu gibi aklımı saran onca düşünce... Savaşçı, işgalci olarak suçlanırken dünyada olup biteni izlemek... Her coğrafyada öğretilen tarih ve sözcüklerin ardındakiler. Gücün yazdırdığı tarih aklımda, sordurduklarıyla...

Eduardo Galeano, bir hikaye anlatıcısı, sorular sorduran geçmişin duru gerçekliğine ışık tutan. Tüm çarpıcılığıyla tüm dünyadan hikayelerle her daim hatırlanacak, hatırlatacak olan...

Arka Kapak

"Eduardo Galeano dünya denen cangıla bu kez ömrünün son dalışını gerçekleştirip, hepimizi derinden sarsan küçük hikayeler avlıyor...

Eşitsizliğin, şiddetin ve adaletsizliğin gemi azıya aldığı geçtiğimiz yüzyılın dökümünü sevgi ve mizah yüklü sözcüklerle aktarırken, direnişin ve düş gücünün de yaygınlaştığını, insanlıktan her şeye rağmen umut kesmememiz gerektiğini bir kez daha vurguluyor.

Bütün kıtalardan ve bütün zamanlardan ezilenlerin, sömürülenlerin, dışlananların sesinin yorulmak bilmez taşıyıcısı, yazar, tarihçi, şair, anlatıcı, hatırlatıcı ya da John Berger'in o güzel tanımıyla "dünyanın vicdanı" Galeano, üzerinde titizlikle çalıştığı, vasiyet niteliği taşıyan bu kitabında da geçmişteki ve günümüzdeki sömürücülerle diktatörlerin leşçiliğine ve ahlaksızlığına karşı halkların insanlık ve haysiyet adına mücadelesini efsaneler, anekdotlar, gerçek hayat hikayeleri ve olaylarla anlatmaya, dünya halklarının direniş belleği olmaya devam ediyor.

Yazarın ölmeden önce tasarladığı, tamamlanmamış son projesi "Karalamalar"dan bir seçkinin de yer aldığı Hikaye Avcısı ilk kez Türkçe'de...  

6 Şubat 2019 Çarşamba


"Britanyalı fatihlerin gözleri şaşkınlıkla yuvalarından fırladı.
Onlar, kadınların kocalarının malı olup, İncil'in emrettiği gibi, onlara itaat etmek zorunda olduğu, uygar bir ulustan geliyorlardı, ama Amerika'da bunun tam tersi bir dünya buldular.
İrokua yerlileri ve diğer yerli kabileler insanda ahlaksızlık şüphesi uyandırıyorlardı. Kocalarının kendilerine ait kadınları cezalandırma hakkı dahi yoktu. Kadınların ise kendi fikirleri, kendi malları, topluluk kararlarında oy kullanma ve boşanma hakları vardı.

İstilacı beyazlar artık huzur içinde uyuyamıyorlardı: Pagan vahşilerin gelenekleri onların kadınlarına da bulaşabilirdi. "Sh22

2 Şubat 2019 Cumartesi


Senin Gibi Biri - Roald Dahl
Yemek yapan kadını izliyorum. Geçmişten süzülüp gelen bir mutfakta,  öyküler anlatarak pişiriyor. Annesi, büyükanneleri, dedesinden bahsettiği hikayelere arka bahçesinde,rüzgarlı bir yolda ya da mezarlıkta devam ediyor.
Evin dingin sakinliğinde değil de hafif rüzgar eşliğinde bir mezarlıkta kendimizle baş başa kalmak. Belli belirsiz ürperten rüzgar ve mezar taşları hele de sevdiklerimize aitse... Adımlar, hikayeler ekleniyor birbirine merak ediyorum Sophie Dahl'ı,  dedesi Roald Dahl çıkıyor karşıma öyküleriyle. Merak ediyorum adını her gördüğümde ama nedense okumadan geçip gidiyorum. Her yazar, her kitap zamanını bekliyor belki de gerçekten.
Sonra bir tavsiye ve ilk öyküyle gelen şaşkınlıkla karışık merak. Garip bir keskinlikle biten vurucu sonlar. Her bitişten sonraki doygunluk, durma, bir parça düşünme ihtiyacıyla diğerine hemen başlayamıyorum. Yazarın renkli hayatı, öykülerini de etkilemiş olmalı, muhteşem hayal gücüyle birlikte... Hissettiğime gülümseyip, yağmurlu gökyüzüne dönüyorum ister istemez, biraz karanlık hüzünlü bir cumartesi bugün benim için. Roald Dahl'ın diğer öykülerine başlamak için ideal bir gün belki de kimbilir...

Arka Kapak
"Sıra dışının krallığına hoş geldiniz! Casus, savaş pilotu, çikolata tarihçisi ve tıbbi buluşlar yapan bir mucit: Roald Dahl yazdığı kitaplar kadar renkli bir yazar. Charlie'nin Çikolata Fabrikası ve diğer çocuk kitaplarıyla tanınan Dahl'ın yetişkinlere anlattığı hikayeler de bir o kadar sihirli.

Roald Dahl, bu kez sürpriz ve gerilim dolu öyküleriyle yetişkinlerin aklına ve yüreğine sesleniyor. Kocasından intikam alan kadın eve gelen polislere ne ikram eder; sol elinizin serçeparmağına gerçekten ihtiyacınız var mı; şarap bilginizi nasıl geliştirip bahse girersiniz; bahçeden kopardığınız çiçek çığlık atar ağlar mı- bu soruların cevaplarını bu kitapta bulacaksınız.
Roald Dahl'ın alışılmışın dışındaki öyküleri, intikamlar, umutsuz arayışlar,acı anılar, tiksindirici fantezilerle garip ve beklenmeyen olayları dile getirerek tüylerinizi ürpertmeyi başarıyor.

29 Ocak 2019 Salı

Sanatla Direniş - John Berger



Sabahın gölgelere teslim muhteşem sarılığında ya da gecenin ıssız saatlerinde cümlelerinde kayboluşumu nasıl anlatabilirim? Yalıtılmış, dingin halimi ifade etmenin bir yolu olsa... Her seferinde öğrendiğim, farklılıklarına bayıldığım fikirler... Benim gibi dikkati dağınık birini içine çekiveren sanatla harmanlanmış kitaplarında dolaşıyorum vakit buldukça. Farkındalığımı arttırarak, farklı bakış açılarında dolaşarak...

15 Ocak 2019 Salı

Saraybosna Suikastı - Georges Perec


Saraybosna Suikastı - Georges Perec

Raflar arasında Saraybosna adına mıknatıslanarak aldığım bir kitap. Diyeceksiniz ki ama yazarı? Evet, hiç "e" kullanmadan yazılan bir kitabın varlığından haberdardım ve evet, yazarın fotoğraflarına rastlamışlığım vardı ama günümüz yazarlarına benzetmiştim, Alain De Botton, Frédéric Beigbeder  gibi mesela...  Tipi öyle değil mi kabul edin ya zeka fışkıran bakışlarına ne demeli?

10 Ocak 2019 Perşembe

NIETZSCHE - Stefan Zweig


"Suretleri Olmayan Bir Trajedi

Friedrich Nietzche'nin trajedisi tek kişilik bir oyundur; Bu trajedi, yaşamın kısa süren sahnesinde ondan başka hiç kimseye rol vermiyor. Sahneye çığ gibi düşen her bir perdede, yalnızlık içinde mücadele eden bu adam hep tek başınadır. Ona destek veren birileri yoktur, ona karşı koyan birileri de yoktur, o gerilimli ortamı varlığının hoşluğuyla dindiren bir kadın da yoktur yanında. Her hareket sadece ondan çıkıyor ve geri dönerek sadece ona yükleniyor:

5 Ocak 2019 Cumartesi

Platon Bir Gün Bir Karikatür Çizer - Thomas Cathcart- Daniel Klein



İlkokul birinci sınıfta "yeter bu kadar oyun biraz da ders çalışalım" diye kendi kendine söylenen bir çocuk hakkında ne düşünürsünüz? Sıkıcı mı dersiniz? Yoksa zaten bütün günü bahçe ve sokakta oyunla  geçen bir çocuğun,  merak dürtüsüyle farklılıklara  yönelmesi midir?  Ve bu çocuk büyüdükçe nasıl olur sizce? Azıcık ciddi hatta sıkıcı olduğum doğru sanırım. Öyle ki karikatürlerle bile pek aram olmadı çoğu zaman.

4 Ocak 2019 Cuma

İstanbul İstanbul - Burhan Sönmez




Daracık bir karanlık, nemli... Kan kokusu sidiğe karışmış, acı tüyler ürpetici sessizliğinde... O nefis gökdelenlerin birinin dibi belki. Belki yüzyıllık bir binanın karanlığı... Acı içinde her yan. Acı, hikayelere karışıyor, küçük insanların kocaman dünyalarından  sürgün veriyor sözcükler.

31 Aralık 2018 Pazartesi

Manves City - Latife Tekin



Sanayi devimiyle, çarklar arasında kaybolan işçi sınıfına dair bir nevi John Steinbeck romanı okuyor gibi tam da öyle değil. Çünkü sanayi devrimini geçirmiş, işin teknoloji kısmındayız ve insan köleleştirilmekten öte bir kenara atılıyor. Sonuç gene aç gene çaresiz. Üstelik doğayı yok etme işinde öyle ilerlemişiz ki betonlardan, madenlerden göz gözü görmüyor. Aman boş  yer kalmasın. Bu Anadolu'nun tarımla geçinen insanını da çoktan bir kenara itmiş. Çıkış yolu bulmaya çalışan insanlar, sermaye karşısında oradan oraya savruluyor.

30 Aralık 2018 Pazar

Sürüklenme - Latife Tekin




Ağır soğuk algınlığı, uyku, uykusuzlukla geçen günlerde elimdeydi Sürüklenme. Bilinçle uyku arasında sanrılara teslim olmak gibiydi sayfalarda ilerlemek. Sanki bir masalda bir kadının peşinde sürükleniyordum. Oysa anlatıcının ne adı ne cinsiyeti belliydi.  Bir yandan öksüren, nefes almakta zorluk çeken, ayakta duramayan bir okur diğer yanda oradan oraya sürüklenen, "toprakla arayı soğutan"  bir anlatıcı...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...