27 Kasım 2016 Pazar

"Her Şey" Ayrı Yazılır - Küçük İskender



Radyo, benim gibi yalnız büyüyen ve fazlasıyla asosyal olan çocuklar arasında pek popülerdi. Üniversiteden sonra yerleştiğim, kocaman mavi şehirde, gene asosyalliğimin etkisiyle olsa gerek radyo programları vazgeçilmezdi. Hafta sonu Ali Poyrazoğlu’nu dinlemek doyumsuzdu desem. 2000 yılından bahsediyorum. Eşyası çok az evde bağdaş kurmuş radyo dinlerken tanıştım Küçük İskender’le… Adını falan bilmeden muhabbetine katılır buldum kendimi sürekli. O zamanlardan, çok özel Küçük İskender benim için.

19 Kasım 2016 Cumartesi

OKULSUZ BÜYÜMEK – Ben Hewitt


Evde öğretim ya da okulsuzluk ilgi odaklarımdan biri uzunca bir süredir. Evet çocuğum yok, davulun sesinin uzaktan gelişinin de farkındayım ama bunlar çocuklarla ilgi düşünmemi engellemiyor. Hele de koruyucu ailelik gibi nefis projeler de ilgi odağımdaysa. Bu konu hakkında konuştuğumuz arkadaşlarımdan gelen tepkiler “ya doktor olmak isterse”, “ya bir şirketin başına geçtiğinde”, “ya da arkadaşları nasıl olacak” gibi sorular. İçimden, bu yöntemi tercih eden kişiler belli sosyal statülerle ilgileniyorlar mı gibi sorular geçiyor bazen. Ya da hepimizin mahalle ve okul arkadaşları ayrı değil miydi, arkadaşlar sadece okuldan mı oluyor? Böyle bir yöntemi seçmek gerçekten cesaret ve kararlılık gerektiriyor. Yapabilir miydim, yapabilir miyim bilemiyorum ama inceleyip sonuçlara varmak ve yalnız çocuklar için değil kendim için de uygulanabilir kısımlar çıkartmak çok iyi geldi.

11 Kasım 2016 Cuma

Tembellik Hakkı – Paul Lafargue


Adını her gördüğümde yüzüme oturan gülümsemeyle okumalıyım diyordum. İtiraf ediyorum, tembelliğe methiye olduğunu düşünüp, almayı erteledim. Ta ki bir rafta görünceye kadar, evet istediğim yayınevinden değildi, gene de ısrarı karşısında dayanamayıp aldım. İyi ki de almışım. İlk sayfalardan itibaren bambaşka bir konuyla karşılaştım…

28 Ekim 2016 Cuma

Kahramanın Doğuş Miti – Mitolojinin Psikolojik Yorumu- Otto Rank


Yeşilçam’da bir dönem çekilen yetim çocuk filmlerini hepimiz hatırlarız. Zengin bir ailenin çocuğunun bir süre çile çektikten sonra ailesine kavuşmasını anlatan… Sıklıkla tekrarlanan bu konunun arka perdesini hiç düşünmemiştim. Hatta aynı konunun binlerce yıldır çeşitli bölgelerde, üstelik çok iyi bildiğimiz konularda tekrarlandığını da…

21 Ekim 2016 Cuma

Küre -Murathan Mungan


Yarım yüzyıllık bir ilişki. Bir küsüp bir barışarak, ille de hayranlıkla. Tek taraflı olmuş, tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış kimin umurunda… Hem yazarın kaleminden çıktıktan sonra o dizeler, satırlar okura ait değil midir zaten? Sonra mı, geceler boyu okunanlara romanlar eklenmiş yıllar içinde…

10 Ekim 2016 Pazartesi

Mit ve Mitya – Devdutt Pattanaik


Kuzey taç kapısının önünde durmuş hayranlıkla izliyordum. Usul usul yağan yağmurla ıslanmaya başlamış olsam da kımıldayamadım. Büyülenmiştim, şiddetli gökgürültüleri anın etkisini arttırıyordu. Taşlara oyulmuş, çiçekler, ağaçlar, geometrik şekiller.  Muhteşem bir incelikle yapılmış ve günümüze kadar kalabilmiş, sekizyüz yıldan bahsediliyordu. Sanırım bendeki ilk kırılma noktası Divriği Ulucami oldu. Binlerce kilometre öteki kültürlerle harmanlanıp, Anadolu’da yapılan bir mucize gibiydi Ulucamii…

7 Ekim 2016 Cuma

Anne Kafamda Bit Var – Tarık Akan


Her ölüm erken benim için, yaşın önemi yok. Seksen yedi yaşında vefat eden canım babacığımın gidişiyse o kadar erkendi ki atlatamadım. O yaşta yapacaklarından konuşurdu hala... İleri yaşına rağmen verimli olan, çok çalışan, hayaller kurabilen insanlara hayranım. Yapacağı çok şey varken talihsiz bir hastalıkla aramızdan ayrılmalarıysa hangimizi üzmez? Hele de Tarık Akan gibi bir hepimizin zihninde izi olan bir sanatçıysanız. Gidişinin ardından kitabını alıp okumamak olmazdı, onu anmanın en güzel yoluydu belki de.

4 Ekim 2016 Salı

Duman - John Berger - Selçuk Demirel


Duman diye bir film seyretmiştim bir ara. Bir adam her gün aynı saatte aynı yerin fotoğrafını çekiyordu. Fikir ilginç geldiğinden olmalı, aklımda kalan tek şey bu…

Her daim bayıldığım John Berger, “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” diye başlamış, Önsöz’de, atom bombalarından bahsederek. Sonra sigaraya, sigara topluluklarına geçmiş. Siz de şehirlerarası otobüslerde aynı dertten mi muzdariptiniz. 16 saatlik Samsun İzmir arasında otobüs, nasıl duman altı olurdu anlatamam. Bir de 45 dakikalık molalardan sonra bir de araca binip yakanlar vardı! Her seferinde midemin bulanacağını, torbalarca kusacağımı düşündüm. Ama hiç olmadı.

13 Eylül 2016 Salı

Kabil'in Gizli Kızları - Jenny Nordberg

“Doğduğu coğrafya insanın kaderidir” cümlesi ne ifade eder? Hele de dünyanın iki kutbundan biri olmuş güçlü bir devlete komşuysanız? Ne petrol zenginliğiniz ne de doğal kaynaklarınızla söz hakkınız yoksa? Yıkılıp yağmalanmak, baskı altında yaşamak,  güç odakları arasında dengeyi sağlamak amacıyla sürekli kaynayan kazan olmak kaderiniz midir? Peki ya cinsiyetiniz?

“Kız bebek, kendisinden önceki annesi gibi, Birleşmiş Milletler’e göre dünyada doğulabilecek en kötü yerde doğmuştur. Hem de kadın olmanın en tehlikeli olduğu yerde.” Sh 50

7 Eylül 2016 Çarşamba

Tatar Çölü – Dino Buzzati



İşe alımlarda gençlere öncelik tanınmasına çok şaşırırdım eskiden. Çok genç, dinamik, günler ve gecelerce çalışabilecek durumdaydım, çalıştım. O yaşlarda her şeyin mümkün olduğunu düşünür ya  insan, Mungan’ın “gelecek uzun sürer” dediği yaşlardan bahsediyorum… Sahi gelecek uzun sürerdi değil mi?

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...