16 Ekim 2018 Salı

HAVA Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları - Buket Uzuner


Bir kitabı okurken hissettiklerinizi, öğrendiklerinizi ve daha bir dolu şeyi yansıtmak istiyorsunuz kelimelere. Yani son sayfadan sonra anlatayım, paylaşayım diyorsunuz ama geçen zamanla belki de o etkiyi veremiyorsunuz. Çoğu zaman okurken not alayım diyorum ki kimi kitapları okurken not alıyordum da. Altlarını bile çizmeye üşenip, kenarlarını kıvırıyorum sayfaların çoğu zaman... Okumak tembel işi galiba ya da benim için öyle. Hava kitabını yazmaya başladığımda kalakaldım bir an. Sonra kendime yol açmak için şehir merkezine yöneldim. Genelde tercih ettiğim gibi tren istasyonundan gelmiştim Cumhuriyet Meydanı'na... Öyle sayın... Giriş yapmış olayım...

9 Ekim 2018 Salı

Freud ve Avrupalı Olmayan - Edward W. Said



Geçmişe, başlangıca, "ilk"e dönmekle, ilk oluşumu aşamalarla tekrarlayarak şifaya yönelme ilkel toplumlarda uygulanan bir tedavi yöntemi. Kadim toplumlarımızdan günümüze kalan, farkında olmadan uyguladığımız ritüeller de öyle. Freud'un "psikanaliz"le böyle bir tedavi yöntemi keşfettiğini öğrendiğimde gülümseyerek şok geçirmiştim. Mitler, Rüyalar, Gizemler'de, Mircea Eliade beni gene sallayıp savurmuştu işte. Freud da başa yani neredeyse doğuma dönüyordu, anlattırarak, tekrar yaşatarak tedavi ediyordu. Modern zamanların küçümsediği ya da masal olarak kabul ettiği mitlere dair öğrenmenin sonu yok. Hele de günümüzdeki izlerini takip etmenin verdiği keyif bambaşka olunca...

7 Ekim 2018 Pazar

Altın Ev -Salman Rushdie



"Böylece annemle babamın bindiği arabaya binmedim ve bugün hayatta olmamın tek nedeni bu. Hayat da ölüm de anlamsız. Hiçbir önemi olmayan, hiçbir şey öğretmeyen nedenlerden dolayı gerçekleşiyor ikisi de. Dünya da bilgelik falan da yok. Hepimiz kaderin soytarılarıyız. İşte dünya burada, çok güzel ve birlikte burada olduğumuz için çok şanslıyız ve çok aptalız ve başımıza gelenler de aptalca ve aptalca şansımızı da hak etmiyoruz." S.184

26 Eylül 2018 Çarşamba

Labirent - Burhan Sönmez



Bir gece yarısı... Evi saran dem kokusuyla yudum yudum okuyorsunuz,  sayfaların arasında kaybolduğunuz zamanlar... Ya da bir parkta sonbahar yaprakları arasında ya da deniz kenarında hafif rüzgarın eşlik ettiği... Cümlelerden sarhoş, başınızı kaldırdığınızda nerede olduğunuzu anlamaya çalıştığınız... Tüm algınızın açık olduğu nefis zamanlarda bir "labirent"te  kayboluyorsunuz düşünün...

13 Eylül 2018 Perşembe

Yakın Tarihin Gerçekleri - İlber Ortaylı



Dinler tarihiyle ilgilenirken Ortadoğu girdaplarında yüzmek kaçınılmaz. Binlerce yıllık geçmişten günümüze doğru yol alırken ister istemez, Ortadoğu'daki Osmanlı İmparatorluğu'na takılıyorsunuz. Bu dönemde Araplar, geçmişte Araplar derken biraz kuzeye doğru kaydığınızda Anadolu. Adım adım gezmeye çalıştığınız toprakların, aynı imparatorluk çatısı altında pek de merak etmediğiniz bölgelerle birbirini nasıl etkilediğini öğreniyorsunuz. Hal böyle olduğunda Balkanlar, Anadolu, Ortadoğu, Avrupa, Asya birbirlerine etkileri bakımından bir bütün. İlber Hoca'yla Yakın Tarihin Gerçekleri'ne bakarken öğrendiğiniz konulardan en önemlisi belki de bu.  Orta Asya'dan İran'a, Anadolu'ya Balkanlar Avrupa'ya uzanan Türklerin yanında diğerlerini anlamaya çalışmak da başka macera...

11 Eylül 2018 Salı

Dublinliler - James Joyce



Koşturup duran çocuk sesleri, adımlarına karışan rüzgarın uğultusu, yaprak hışırtıları... Uzak bir diyardan, başka bir yüzyıldan insanlara dair hikayeler... Yalnızlar, çaresizler, sarhoşlar, iyileştirmeye çalışanlar, sömürülenler... Kaybetmek alın yazısı gibi, hepsinin yanı başında... Bir son yazmaya bile gerek görülmeyen, sokaklarda, evlerde, tren raylarında geçenler.. Birinden diğerine doğru adım adım ilerliyor kadın, yüzüne çarpan rüzgar, avamdan çocukların neşeli sesleri çevresinde, yüzü ağaçların ardındaki denize dönmüş... Aradan geçen bir yüzyılda değişenler... Kaybetmek kader mi diye tekrar ediyor, yüzünü neşeli çığlıklarıyla koşturan çocuklara dönmüş... Kaybetmek kader  mi?

10 Eylül 2018 Pazartesi

Kurşun Kalem Cinayetleri - Mustafa İzzet Akar



Nuri Bilge Ceylan'ın son filmindeki taşralı entelektüel  gencin, yazarla buluşma anı aklımda. Kahve alırken göz göze gelmiştik, nasıl hatırlamazsınız misali serzenişi... Adamcağıza kabus gibi yüklenip, en sonunda kitabımı okuyup, fikrinizi söyleyin demesi!

8 Ağustos 2018 Çarşamba

Trajik Nüans - Ahmet Tulgar



Uzun otobüs yolculukları yaptığım dönemlerde dinlediğim insanlar, paylaşmak, konuşmak, anlatmak ihtiyacıyla geçen o uzun saatler... Yüzlerini bile hatırlamadıklarım ve anlattıkları...  Sanırım o zamanlardan kaldı, "her insanın bir hikayesi vardır düşüncesi". Trajik Nüans'ın, ilk hikayesiyle o günlere geri döndüm. Görünüşlerinden sonra, öğrendiklerimle farklılaşan insanlar, çoğalan, eksilen, acıtan, sevindiren hikayeler...

5 Ağustos 2018 Pazar

FAHRENHEIT 451 - RAY BRADBURY



The Book Shop, küçük bir kasabada açılan kitapçı ve sahibesinin başına gelenlere dairdi. Dükkanı başka bir amaçla kullanmak isteyen yörenin güçlü ismi, bir asil, yeni çıkan Lolita'yı satıp satmama kararı, Fahrenheit 451'le ilgili yorum derken o döneme dair filmlerde alışılagelenin  tersi bir son! Bu satırları yazarken Fahrenheit'la konusunun olmasa bile duygusunun bir şekilde benzeştiğini belki de bu yüzden bu kitabın filmde önemli bir yer kapladığını düşündüm.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...