19 Kasım 2016 Cumartesi

OKULSUZ BÜYÜMEK – Ben Hewitt


Evde öğretim ya da okulsuzluk ilgi odaklarımdan biri uzunca bir süredir. Evet çocuğum yok, davulun sesinin uzaktan gelişinin de farkındayım ama bunlar çocuklarla ilgi düşünmemi engellemiyor. Hele de koruyucu ailelik gibi nefis projeler de ilgi odağımdaysa. Bu konu hakkında konuştuğumuz arkadaşlarımdan gelen tepkiler “ya doktor olmak isterse”, “ya bir şirketin başına geçtiğinde”, “ya da arkadaşları nasıl olacak” gibi sorular. İçimden, bu yöntemi tercih eden kişiler belli sosyal statülerle ilgileniyorlar mı gibi sorular geçiyor bazen. Ya da hepimizin mahalle ve okul arkadaşları ayrı değil miydi, arkadaşlar sadece okuldan mı oluyor? Böyle bir yöntemi seçmek gerçekten cesaret ve kararlılık gerektiriyor. Yapabilir miydim, yapabilir miyim bilemiyorum ama inceleyip sonuçlara varmak ve yalnız çocuklar için değil kendim için de uygulanabilir kısımlar çıkartmak çok iyi geldi.


Kitabın yazarı Ben Hewitt, kitaplarla arası iyi şişman bir çocukken, yaşadığı sıkıntıyı, kabul görmek adına yaptıklarını içi sızlayarak hatırlıyor. Okula yasal zorunluluk olan 16 yaşına kadar devam etmiş, ailesi okuldan ayrılmasına onay vermiş. Eşiyse üniversite eğitimini yarım bırakmış. İkisi türlü zorluklarla geniş bir arazide yaşam kurarak, iki çocuklarını burada dünyaya getirip yetiştiriyorlar. Bu kitap bir süreci anlatıyor. Henüz çocukları yetişkin değil yani tam olarak bir sonuç yok. Ama muhtemelen hiperaktif olarak terapi ve ilaçlara boğulacak olan büyük çocukları Fin’in ve sessiz ve az konuşan küçük çocukları Rye’ın gelişimlerini, çok istedikleri konularda öğrenme süreçlerini, yönderlerini, sınava girmelerini, öğretmelerini, ebeveynlerin geliştirdikleri sabrı okumak çok etkileyici.

Eşyanın hakimiyetinden kurtulmaya yatkın olduğum şu dönemde bazı şeyler önemini yitiriyor. Çoğumuz gibi 7/24 çalışırken giyinmek, eğlenmek, para harcamak zevkle yaptıklarımdandı. Ama neden bu kadar çalıştığımızı sorguladığımızda… Başımızı sokacak eve sahip olmak kabul edilebilir bir neden. Ya  ötekiler? Çocukları yarıştıran anne babalara o kadar rastlıyoruz ki, amaç birlikte daha fazla ve kaliteli vakit geçirmekse neden bu kadar yıpratıyoruz kendimizi? Alacağımız o bilgisayarlar, cep telefonları, oyuncaklar için mi? Çocuğun sadece bir sopayla yapabildiklerini görmek heyecanlandırmıyor mu sizi de? Beni etkileyen konulardan biri okulsuz büyümek, takip ettiğim ailelerin neler yaptığını merakla ve heyecanla izliyorum. Dedim ya bu kendine güven, cesaret ve kararlılık isteyen bir tercih. Peki ya siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

“Benim çocuklarım okula gitmediler. İnsanlar bunu ilk duyduklarında ya oğullarım Fin ve onun küçüğü Rye’ın nasıl öğrendiklerini ya onlara nasıl öğrettiğimizi ya da bu iki sorunun çeşitli kombinasyonlarını soruyor ve ben de cevap vermekte zorlanıyorum. Çünkü verilecek cevapların, sorunun ardındaki çocukların öğrenebilmeleri için onlara öğretilmesi gerektiği varsayımının tatmin edemeyeceğini düşünüyorum. Öğrenmenin en çok, çocuklar hayatlarının akışından izole olduklarında gerçekleşeceğini düşünüyorlar. Öğretmenin de uzmanların işi olduğunu. Oysa çocuklar birinin onlara nasıl öğreneceklerini öğretmesine ihtiyaç duymuyor; zaten öğreniyor. Onlar için öğrenmek, nefes almak kadar doğal ve bariz. Bedenleri için gıda ne ise; çocukların ruhsal, duygusal ve entelektüel varlıkları için de öğrenmek o.” Sh10

“Bizler kültürel beklentilerle, çocukların dünyasının sürekli yeni fırsatlarla yeni ufuklara doğru genişlemesi gerektiğine inanıyoruz. Oysa ben çocuklarımı izlerken, ebeveynleri olarak bizlerin, çocukların kendi dünyaları ile kurdukları ilişkilerin değerini bilmiyor, hatta bu ilişkileri gözden kaçırıyor olabileceğimizi düşünüyorum. Belki de onlara sınırsız olanaklar sunmamız gerektiğine ne kadar inanmış olursak olalım, durmalıyız. Durmalı ve sayısız imkan ve tercihlerle dolu bu büyük ve şaşalı dünyadaki dikkat dağıtıcıları engellemeliyiz. Onları gerekenden bile biraz fazla fırsata maruz bırakmamalıyız. Belki de çocuklarımıza hemen kapımızın önünde, yakın çevremizde etrafımızdaki insanlarla, komşularımızla, mahallemiz ile ve hatta hayal gücümüzle yaşayabileceğimiz deneyimlerin zenginliğini göstermeliyiz. Bu bencilce bir hayal mi? Emin değilim ama elimin tersiyle de itemiyorum. Çünkü biliyorum ki benim çocuklarım koca bir dünyada sonsuz ihtimalleri kovalamak yerine, nerede olurlarsa olsunlar ellerinin altındaki dünyada doyuma ulaşabilecekler.” Sh11

Arka Kapak

“Bizim çocuklarımız okula gitmiyor. Bu kitap genel olarak oğullarımın örgün eğitim sisteminin sınırları dışındaki öğrenme biçimi ve öğrendiklerinin içeriğiyle ilgili. Ancak bu biçim ve içerik birçok açıdan Vermont Dağı’nın yamacındaki hayatımızdan ayrı düşünülemez. Bu nedenle anlatacağım hikayelerin hiçbiri ilk bakışta size öğrenmeyle ilgili gibi görünmeyecektir, yani en azından bu kültürde anlaşıldığı biçimde ilgili değildir. Paylaştığım hikayeler çocuklarımızın eğitimi hakkında olduğu kadar, arazimizle kurduğumuz bağın, oradaki çalışmalarımızın sürekli geliştirdiği yaşam biçimi anlayışımızın, benim ve eşim Penny’nin de hakkında.


Anlattıklarım yalnızca öğrendiklerimiz hakkında da değil, aynı zamanda öğrendiğimiz ama unutmaya çalıştıklarımız hakkında. Hem inandığımız gibi yaşayabileceğimiz hem de daha geniş anlamdaki bir dünyayla olan bağımızı koruyan, dengeli bir yer inşa etme maceramız hakkında.” 

1 yorum:

  1. süper bilgiler,ama okulsuz olmak burda nasil oluyor bilmyiorum,bende isterdim kendim bir sekilde bu olaya taniklik etmek! bununla ilgili birkac yazi görmüstüm.Aslinda bu tür yerler var okul diye gecmiyor ama evde degil tabiki yinede...Cok hos.

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...