“Stanton, kadınların bir defa yönetime
geçmelerine izin verilmesi halinde “nihayet cahilliğin, yoksulluğun, suçun var
olmadığı bir medeniyete” sahip olunacağını, yani, anaerkilliği “barışın ve
bolluğun altın çağı”, ataerkilliğin ise “tiranlığın, savaşların ve toplumsal hastalıkların
kaynağı” olarak göstermekdir. Stanton ayrıca, “yönetimde her iki cinsin de eşit
olarak söz sahibi olacağı iki cinsiyetli dönemin de geleceğini ileri
sürmektedir.” Sh 96
Kadınlara ataerkil toplumca yüklenmiş
özelliklere bakılarak mı söylenmiştir yukarıdaki sözler yoksa gerçekten
hemcinsimize yani kendimize güvenmeli miyiz? Kadın, iktidara geldiğinde
hırsları, sahip olmayı, bu uğurda kan dökmeyi bir kenara bırakabilir mi
gerçekten? Bildiğimiz tarih, ataerkil ve kadınların da en az erkekler kadar entrikacı
olduğunu söylüyor!
Peki ataerkil sistemden önce nasıldı? Kadınların
hakim olduğu anaerkil sistem mi vardı yoksa her iki cins eşit miydi? Kadın ne
zaman kaybetmeye başladı ve ikinci plana itildi?
En belirgin özelliği olan hayat verme,
doğurmada tek başına olmadığı anlaşıldığında kadın kaybetmeye başlamış. Erkek
üremedeki fonksiyonunu anladığından beri güven kazanmaya, kadını geri plana
itmeye başlamış. Bu kitapta bunu anlamasının günümüzden ancak 5000 yıl öncelerine denk geldiğini okuyoruz. Yani
erkek sanıldığı kadar akıllı değil maalesef. Ama anlıyor bir kere, ondan sonra
da bereketten güce, yaratıcılıktan adalete kadar yüklediği tüm özellikleri
unutturmaya başlıyor.
Kadının bedeni üzerinde erkek hükmünün
geçerliliği kutsal kitaplardaki ataerkil bakış açışı, ceza sistemleri, bekaret,
zina, tecavüze bakış anlatılmış kitapta. Binlerce yıl öncesindeki hukuk
sistemlerine göre cezalar, kutsal kitapların kadını ve erkeği işleyişi detaylı
olarak yazılmış.İlgi çekici olmasının yanı sıra binlerce yıllık bilincin
silinip her iki cinsin de eşit konuma gelip gelmeyeceğine dair fikir oluşabilir
akılda. Olur mu sahi ne dersiniz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder