22 Aralık 2016 Perşembe

Kısas-ı Enbiya – Orhan Duru


Minyatürlerle ilgili kitapları alırken kasanın yanında duranlara göz gezdirdim ister istemez. Ve almadan edemedim Kısas-ı Enbiya’yı. Mitoloji ya da dinler tarihi dendiğinde hep aynı konuların geçtiği ya da bu konuların ille de belli kesimlerin tekelindeymiş gibi davranıldığı şu dönemde tatlı tatlı okunan bir kitap. Bildik konular, bildik hikayeler olsa da tekrar tekrar okumanın beslediğini düşünüyorum, en azından kendi adıma… Kitaptaki çizimleri incelemeye çalıştım ama maalesef aklımda bir dolu soru işareti kaldı. Belki daha iyi anlayan biriyle bakmak hoş olabilir.

“Lokman bir dudağı yoğun, tabanı yarık, kara bir kimseydi. Bir nice kişiler dediler ki: “Lokman’a peygamberlik ile bilgelik arasında erk verildi. Bunun üzerine bilgeliği seçti.”

Lokman aydın bir kişiydi. Tanrı’yı severdi, Tanrı da onu severdi…

Bir gün Lokman gündüz ortasında uyuyordu. Gökten bir ses geldi ki: “Ey Lokman diler misin ki Tanrı seni yeryüzünde yargıç kılsın, insanlar içinde adalet dağıtasın?” Bunun üzerine Lokman o sesi yanıtladı ve dedi ki: “Tanrım beni erkli kılarsa sağlığı seçeyim ve belayı kabul kılmayayım.” Bunun üzerine melekler bir sesle Lokman’a işitecek biçimde söylediler ki: “Ey Lokman, yargıçlığı niçin kabul etmezsin?” Lokman dedi ki: “Onun için ki yargıç yolların en gücünde yürür ve menzillerin en katısı içindedir. Doğru yoldan yürürse kurtuldu. Yoldan çıkarsa uçmak yolundan da çıkar. Kim dünya içinde hor ölürse aziz ölenden yeğdir. Her kim dünyayı ahrete yeğlerse dünya elinden çıkar ve ahret de eline girmez.” Bunun üzerine melekler onun bu güzel sözlerine şaştılar.” Sh 87

Arka Kapak

“Orhan Duru, “Türkçe hikaye”nin kaynaklarına tutkun bir yazarımızdı. 1979 yılında, kutsal kitaplarla geleneksel halk anlatılarında peygamber kıssalarının aldığı biçimlerin ve aktarıldığı Türkçenin günümüz öykücülüğüne esinler getireceği inancıyla, bu güldesteyi hazırlamış, yine bir başka öykücümüz Cihat Burak ona desenlerle eşlik etmişti.


‘Hep duyup da adını koyamadığımız kaynağı burada bir ucundan yakalıyoruz. Yaradan, yaratı, yaratılış, yaratıklar, yedikat yeryüzü ve gökyüzü, devinen yıldızlar, insanın ortaya çıkışı, yalvaçlar, Babil kulesi, Nemrut, Süleyman ve Belkıs, Anka ve Hüdhüd kuşları, Yedi Uyuyanlar, hepsi bir arada. Neredeyse büyülü bir kurgu emrindeyiz.””

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...